Altından kalkılması gereken iş veya hedeflenen şey ne kadar büyükse, başlamak o kadar zor olur genelde. Buna rağmen çoğumuz iş uygulamaya gelince nereden başlayacağımızı bilemeyiz. Hedeflerimizi, planlarımızı erteledikçe erteleriz, lakin insan ertelerse unutur; Bugün sarıl, bugün ara ve bugün sor, konuşabilme imkânınız varken susmayın, bir şeyleri değiştirme imkânınız varsa beklemeyin yarına bırakmayın tebessümü, çok görmeyin iki çift sözü. İçinizden geleni yapın mesela. Taktiksiz, tertemiz ve içten. Kazanıp kaybetmenin bir önemi yok çünkü zaman gerçekten çok kıymetli ve zamanı etkili bir şekilde yönetmeyi öğrenmek günümüzde çok kıymetli bir beceri.
Felaketin, ölümün ne zaman nasıl geleceğini bilmiyoruz bundan dolayı her günümüzün, her anımızın kıymetini bilerek ve hakkıyla yaşamayı farkına varıp hayatlarımıza öyle yön vermemiz gerekli.
Çünkü her günümüz birer hediyedir aslında… Aldığımız verebildiğimiz her nefes yaşama kucak açmak için vesile, hayattan almak hayata vermek ve içinde tuttuğun nefes işte yaşamın sırrı burada.
Dünyayı tozpembe görmek kötü bir şey değildir aslında, yaşayın. O tozpembe hayallerimizi grileştirmeyelim. Bazı anlarımızı o tozpembe kutulara koyup saklayalım.
Her anımızın kıymetini bilip, her nefesimizi hediyeymiş gibi yaşayalım. Franz Kafka’nın dediği gibi; “Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında.”













