Kurban Bayramı’na henüz iki hafta var. Normalde bu günlerde insanların aklında bayram hazırlıkları, paylaşmanın heyecanı ve aile ziyaretlerinin sıcaklığı olurdu. Fakat bu yıl çarşıda, pazarda ve kurban satış alanlarında konuşulan tek bir konu var: artan fiyatlar.
Vatandaş bayrama manevi bir huzurla mı hazırlanıyor, yoksa ekonomik kaygılarla mı mücadele ediyor; işte asıl mesela tam da burada başlıyor.
Bugün Büyükşehirlerde küçükbaş kurbanlıkların fiyatı ortalama 15 bin ila 25 bin arasında değişirken, büyükbaş hayvan hisselerinin 30 bin lirayı aşabildiği görülüyor.
Özellikle yem, nakliye, veteriner hizmetleri ve bakım giderlerindeki artış, kurbanlık piyasasını doğrudan etkiliyor.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve üretici birliklerinin açıklamalarına bakıldığında, son yıllarda hayvancılık maliyetlerinin ciddi şekilde yükseldiği açıkça görülüyor.
Ekonomik açıdan değerlendirildiğinde kurban piyasası, Türkiye’deki genel enflasyon tablosunun küçük bir yansımasıdır. Tarım ve hayvancılık sektöründe üretim maliyetleri arttıkça bu durum doğrudan tüketiciye yansıyor. Özellikle dövize bağlı yem hammaddeleri, enerji maliyetleri ve taşımacılık giderleri fiyat zincirinin her halkasını etkiliyor. Bu nedenle kurbanlık fiyatlarını yalnızca bayram dönemine özgü bir artış olarak değerlendirmek eksik olur. Sorunun temelinde üretim maliyetleri, plansız tarım politikaları ve alım gücündeki düşüş bulunuyor.
Bugün birçok vatandaş kurban ibadetini yerine getirmek isterken bütçesini zorlamak zorunda kalıyor. Özellikle emekliler, asgari ücretli ya da dar gelirli aileler için kurban kesmek artık manevi bir ibadetin yanında ciddi bir ekonomik yük anlamına geliyor. Geçmiş yıllarda rahatlıkla alınabilen kurbanlıklar bugün birçok aile için ulaşılması güç hâle gelmiş durumda.
Sonuç olarak bu yıl Kurban Bayramı, birçok vatandaş için manevi hazırlıklardan çok ekonomik endişelerin gölgesinde karşılanıyor.













