Günümüz insanının ilişkiler kurarken sorduğu ilk soru değişti.
Artık kimse karşısındaki kişi için, “Ne kadar samimi?” diye merak etmiyor.
Asıl ölçüt çok daha pratik ve soğuk: “Ne kadar işime yarar?” İşte insanların merak ettiği asıl soru bu. Bu durum artık insan ilişkilerinin pusulası hâline gelmiş durumda.
Anlayacağınız:
Dün omurgalıyım diyenler, bugün menfaat karşısında eğiliyor.
Dün kimseye eyvallahım yok diyenler, bugün çıkar için el pençe duruyor.
Dün eleştirdiğine, bugün alkış tutuyorlar.
Dün vicdanlıyım diyenler, bugün kazanç karşısında körleşiyor.
Dün karakter anlatanlar, bugün çıkarın tercümanı olmuş.
Kısacası; bir koltuk, küçük bir kazanç ya da basit bir çıkar ilişkisi uğruna insanlar, kendi benliklerinden ve değerlerinden taviz vermiş durumda.
Doğrusu, ben bu yüzyılın insanlarından derin bir tiksinti duyuyorum. Öte yandan; hem gülümsüyor hem de içim burkuluyor; çünkü dur durak bilmeyen bu zaman diliminde her şeye zam gelirken “insanlık” en ucuz haline bürünüyor. Ve insan ister istemez kendine şu soruyu soruyor: Bu kadar güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar gereksiz insan nasıl yaşayabilir?
Daha da düşündürücü olan ise, bu ahlaki çöküşün giderek normalleşiyor olmasıdır.
Ve işte tam da bu yüzden, insanlık kendi gölgesinde kayboluyor.













