Diğer kökler gibi bir engel karşısında o engelin etrafını dolanmak yerine, onu ezip geçer.
Beton da olsa, plastikte olsa…
Biz insanoğlu da böyle olmalıyız; tıpkı bir incir ağacı gibi karşımıza ne çıkarsa çıksın olumsuz etkisi altında kalmak yerine hedefe ulaşmak için, önümüzdeki engelleri deyim yerindeyse ezip geçmeliyiz. Ne demişler; kader harekete geçmeyen kişiye asla yardım etmez.
Kendi kaderimizi kendimiz yazabiliriz klişesi bana bir hayli olumlu geliyor.
Boyun büküp bu benim “kaderim” demek yerine, kendi kaderimi kendim daha doğru bir şekilde yön verebilirim demek daha akıllıca… Yani kendimize bir hedef, bir yol belirleyip onun üzerinde çalışmak, gayret etmek ve bu çalışmaların sonunda isteklerimizi avuç içine alıp “ben istedim ve yaptım” diyebilmenin huzurunu, keyfini aldıktan sonra bizlerin önüne ne engel çıkarsa çıksın o engelleri bir engel olarak görmekten vazgeçip, hedeflerimizin yakasını hiçbir şekilde bırakmamalıyız.
Tutkuyla yap her neyse yapmak istediğin. İnsanların olumsuz düşüncelerine ödün verme.
Koca bir güruh var acılarla ve acındırarak beslenmeyi tercih edip yaşarken ölmeyi seçmiş.
Sıyrıl onlardan. Şartlar ne olursa olsun insan öncelikle kendini düşünmeli ve kendisiyle ilgili olmalı.
Bu durum bencillik değildir kişinin kendisine olan saygısıdır.
İhtiyacımız olan her şey, kendi içimizdedir. Kendi köklerinize tutunursanız, en sert rüzgârların bile sizi etkilemediğini görürsünüz. Demem o ki kusurlarınız ile barışık, hataları ile yüzleşmiş, ruhunu tanıyan, toplum normlarını umursamadan hayalleri, hedefleri doğrultusunda plan yapabilen ve yaşam kalitesi doğrultusunda ele almış birini kimse yenemez.
Ne güzel söylemiş Oğuz Atay:
“Kimi istersen onu seç ama önce kendini seç;
Kendin için yaşa, kendin için sev. Kendini dinle her zaman.
Ancak o zaman bulabilirsin mutluluğun formülünü her zaman kendin ol.”













