Televizyonun önemli bir güç olduğunu ve insanlar üzerinde etkisinin büyük olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir ülkede ki diziler, o ülkede toplumun davranışlarına, hoşuna giden olgulara göre yapılıyor. Diziler aslında hayatın aynasıdır, toplumda var olanı yansıtır. Arz ve talep meselesi yani. Bu sebepten dolayı bu ülkede bilim kurgu, psikoloji, sosyoloji üzerine diziler yok denecek kadar az. Eskiden aile bağlarını, dostluğu işleyen severek, keyifle izlenilen dizilerin varlığı unutulup yerine, saçma sapan klişelerin bulunduğu, çoğunun konusu entrika, aldatma, mafya ve saptırılmış tarih olguları üzerine kurulmuş, her şey güzel görünürken çoğu sahnelere sapkınlık sokuşturulması ve bunların bilinçaltına işlenerek normalleştirilmesi, şeref haysiyet ve onursuzca bir sürü konunun ele alınması ciddi maynada mide bulantılarına sebep oluyor.
Günümüzde ki çoğu dizilerin fikirleri yüzeysel, aldıkları bir ilham, çizdikleri bir yol ve bakabildikleri bir yön yok, tam anlamıyla “Vahşet Kutusu” denecek kadar berbatlık içeriyor hepsi. Bu tarz dizi ve filmlerin yetişme çağındaki çocuklara ve ergenlikte olan kişilere de inanılmayacak derecede olumsuz etkileri var. Gönül ister ki tüm diziler hazırlanırken olası etkileri iyi bir şekilde tahlil edilsin, fakat televizyon kanalları reyting üzerine hareket edildiği için bizim bu durumda yapmamız gereken farkındalığımızı artırarak dizilerin olumsuz etkilerinden kendimizi koruyabilmemizdir.













