Türkiye’de son yıllarda korkutucu düzeylere ulaşan kadına yönelik şiddet olayları ne yazık ki tutarlı bir artma eğilimi göstermektedir. İnsanlık tarihi boyunca bireysel ve toplumsal düzeyde farklı boyutlarda gözlenen şiddet olgusu, ne yazık ki yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Kimi zaman fiziksel kimi zaman da psikolojik düzeyde kendisini gösteren bu olgu, bireylerin yaşam kalitelerini büyük ölçüde zedeleyen, zarar veren, yöneldiği kişi ve kesime göre çeşitli olumsuz etkiler yaratmaktadır. Bugün hemen hemen her toplumda mücadele edilen sosyal sorunların başında gelmektedir şiddet. Ne yazık ki, toplumumuz kadınları ve sahip olabileceği tüm potansiyelleri baskı altına alıyor. Her ne kadar dünya yıllar içerisinde gelişip daha modern olsa da, çoğu kesimin kadına karşı önyargısı ve şiddet eğilimi bulunmaktadır. Giderek artan, her çeşit, yaş ve şiddete maruz kalan kadınlarımız, yaşadıkları adaletsizliklerle savaşmak için bir araya geliyor. Kadına yönelik şiddete dair toplumda yaygın olarak görülen bazı yanlış inanışların şiddeti meşrulaştıran, şiddete maruz kalan kadınlara ise yalnızlaştıran etkileri olduğunu gözlemliyoruz. Bu durum şiddeti normalleştirip sorun çözme yöntemi olarak benimsenmeye yol açmaktadır. Öncelikle bu fikrin ortadan kaldırılması gerekiyor. Kadına karşı şiddeti durdurmak ve önlemek herkesin görevidir.
Ülke olarak savaşın olmadığı zamanlarda dünyanın barış içerisinde yaşadığını düşünüyorsak yanılıyoruz. Eğer kadınlarımız ve çocuk yaşındaki genç kızlarımız evlerde, sokaklarda, okullarda ve daha birçok alanda sık sık şiddetin her türlüsüne maruz kalıyorsa bu savaşın devam etmesidir ve durdurulması gerekmektedir. Şiddet ne olursa olsun normal karşılanmamalı veya üstünü örtmeye çalışılmamalıdır. Aile açısından da çocuğun yetişme tarzında yapılan hataların önüne geçilmelidir. Erkeği yücelten ve kadını geri plana iten anlayışla değil, cinsiyetlerin eşit olduğu bilinciyle çocuklar yetiştirilmelidir. Hep beraber bu şiddetin önüne geçmeliyiz. Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi; “Kadınlarını geri bırakan toplum, geride kalmaya mahkûmdur.”
Başta kadınlarımız olmak üzere tüm insanlığın mutlu, sağlıklı ve sevgi dolu bir dünyada şiddete maruz kalmadan yaşamalarını diliyorum.













