Son yıllarda gözle görülür biçimde artan bir eğilim var.
İnsanlar artık küçük aksilikleri, yanlış anlamaları ya da gündelik stresleri, büyük felaketlere dönüştürme eğiliminde ilerliyor. Âdeta toplumsal tansiyonu yükseltme derdinde herkes.
Çok yaygın olan bu durum artık birçoğumuzun fark ettiği bir mesele.
Diğer taraftan küçük olumsuzluklar bu denli büyütülürken, olumlu olan her şey sessizce yok sayılarak göz ardı ediliyor.
Kısacası insanlar artık şikâyet etmeye, protesto etmeye ve öfkelenmeye gelince son derece hazır bir vaziyetteler ama konu teşekkür etmeye, takdir etmeye ya da sadece güzel olanı paylaşmaya geldiğinde sessizliklerini son derece koruma altına alıyorlar.
Tabiri caizse iyi olan sessiz, kötü olan manşet gibi...
Ne garip, değil mi?
Kötü olan bu kadar ses getirirken, iyi olan her şey arka planda kalıyor.
Oysaki iyi olanı görmek, kötüyü küçültmek ve anlamaya çalışmak bu kadar zor olmamalı.
E yeri gelmişken bir düşünürün çok sevdiğim bir sözünü bu satırlarda anmak istiyorum.
“İnsanın en büyük zaafı, gördüğü kötülüğü büyütüp, gördüğü iyiliği küçümsemesidir.”
Ne kadar derin ve anlamlı bir cümle. Bu sözü düşündüğümüzde anlıyoruz ki mesele, iyiliğin eksik olması değil, onu görecek gözlerin kapalı olması!
O yüzden siz siz olun “iyi” olan her şeye ışık tutun.













