Gazze’de İsrailli teröristlerce yürütülen soykırım, dünyanın gözü önünde devam ediyor.
7 Ekim’den bugüne kadar 15 bini çocuk olmak üzere 40 bini aşkın insan katliamı yapmaya devam eden İsrail ordusu geçtiğimiz günlerde Gazze güneyinde yine ölüm yağdırdı.
Filistinli sivil insanların köylerinden, evlerinden, topraklarından can telaşı ile göç edip sığındıkları mısır sınırındaki çadır kamplarına füze saldırısı yaptı.
Çadırlarda çocuklarında olduğu en az 50 insanın bedenleri çadırda diri diri yanarken İsrail tankları da Refah kentini tank ateşine tuttu.
Aylardır dünyanın gözü önünde yaşanan insanlık dramı tam bir katliama dönüştü.
Sayısı belirsiz siviller, kadınlar ve çocuklara yönelik saldırılar durmuyor.
Geldiğimiz şu noktada çocuklar büyüyemiyor!
Birlikte oyun oynaması gereken çocuklar kardeşinin serumunu tutuyor.
Bir diğeri arkadaşıyla aynı sedyeyi paylaşıyor ve daha nicesi…
Çocukların öldüğü, yaralandığı ve korkuyla nefes aldığı bir dünya hepimize dar gelmeli!
Yaşanan bu katliamlara tanım bulmakta oldukça zorlanıyorum.
Bu kadar acizlik olamaz.
Hissedilen duygular, yaşanan olaylar tarifsiz.
Orta yerde açık ve net biçimde soykırım var.
Eskiden dizi-film sahnelerinde gördüğümüz olayları şimdilerde haberlerde görüyoruz.
Yine bir cinayet!
Yine yüreğimize bir ateş düştü… İle başlayan haberler, paylaşımlar ve asla sonuca varılamayan adalet!
Tarih boyunca milyonlarca insanın haksız yere katledildiklerine tanıklık ettik ve ne yazık ki günümüzde de hâlen tanıklık etmeye devam ediyoruz.
Nazım Hikmet’in de dediği gibi;
“İnsanlar katlediliyor: ağaçlardan ve danalardan daha rahat, daha kolay, daha çok.”
Bir cana kıymak, bir canı yok etmek bu kadar basit olmamalı.
Yaşar Kemal’in dediği gibi; Savaşı icat eden, görmesin cennet.













