Özü sözü bir insanları seviyorum. Söylediği ile yaptığı aynı olan, kendini bilen, ikiyüzlü olmayan, hatanı bile yüzüne konuşabilecek kadar güçlü, net insanları seviyorum. Fakat görüldüğü üzere günümüz şartlarında bu tarz insanlara hasret kaldık. Dur durak bilmeyen şu zaman diliminde her şeye zam gelirken “insanlık” ucuzluyor. Tek dertleri beğenilmek olan şekilden şekle bürünen yapay vücutlar görüyorum. Ve diyorum; Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar gereksiz insan nasıl yaşayabiliyor? Sonsuz mavi göğün altında küçük kirli hesaplar ne kadar da tuhaf geliyor insana.
Şunu anladım ki insanlık ciddi anlamda kaosu seviyor. Hem de tahmin ettiğimizden daha çok seviyorlar. Bu sebepten hayat bazen insanın dayanma sınırlarını zorlayabiliyor.
Sabrımızın tükendiği anlarda ise kendi içimizde durumu aşmaya çalışsak dahi çevremizde, sınırlarımızı zorlayan o kadar çok asalak insanlar var ki, denk geldiğimiz bu yüzyıla üzülüyorum.
Ve anladım ki:
İnsanlar; susanı korkak.
Görmezden geleni aptal.
Affetmeyi bileni, çantada keklik sanıyorlar.
Oysaki biz istediğimiz kadar hayatımızdalar.
Göz yumduğumuz kadar dürüstler ve sustuğumuz kadar insanlar!
İşin özeti ortalık yüreği kurumuş beyni dumur arsızlarla dolu. Sabrınızı, sinirinizi ve sınırlarınızı zorlasalar dahi bu tarz insanları kendi hallerine bırakıp rafa kaldırmak gerekir.
Çünkü karaktersizlik ve çekememezlik; bazılarının yaşama şeklidir, şaşmamak gerekir.
Sabır ruhun bir melekesidir, güzel bir huydur. Tahammülü zor ve nefse ağır gelen şeylere katlanmak ancak sabır ile mümkündür. Bir hakkı müdafaa ve muhafaza etmek için gösterilen sebat, sabretmekle mümkündür. Kısacası herkes tarafından kolaylıkla kullanılamaz. Sabretmek büyük bir erdemdir.
Bu sebepten herkese sabırlı günler diliyorum.














