Büyük Rus yazarı Turgenyev, soğuk bir akşamüstü evine doğru yola çıkmış. Yolda bir dilenci kendisinden para istemiş. Bütün ceplerini kurcalayan Turgeyev, ne yazık ki hiç para bulamamış. Bunun üzerine kendisine uzatılan soğuk elleri kendi elleriyle ısıtarak:
‘Kusura bakma kardeşim sana verecek bir şeyim yok’ demiş.
Dilenci; ‘Verdiniz ya efendim’ demiş ‘Bana kardeşim dediniz.’ Demiş.
Günümüz dünyasında neredeyse her şey paraya dönüştürülmüş durumda.
Yukarıda bahsetmiş olduğum hikâye hayattaki her şeyin para olmadığına çok güzel bir örnektir benim için. Evet, modern zamanların en büyük telaş ve gayesi paradır, para kazanmaktır.
Bu illet öyle bir hale gelmiştir ki insanlar haram-helal ayırt etme ihtiyacı duymadan, insani değerleri ve maneviyatı bir kenara bırakarak daha fazla para ve daha lüks yaşamlar peşine düşmüştür.
Oysa her şey para değildir, Parasız yaşanmaz biliriz ancak para her şey demek değildir.
Paranın her şeyi satın alabileceğine inananlar, parayı bir araç olmaktan çıkartıp amaç haline getirdiler. Parası olmayanların çabaları bir yana, parası olanların paralarına para katma hırsları önü alınamaz bir hal almış vaziyette. Oysaki paranın alamadığı şeyler de vardır ve para her şey demek değildir.
Norveçli yazar Ame Garborg der ki;
Para ile her şeye sahip olunacağı söylenir.
Hâlbuki para ile yiyecek satın alabilirsin, ama iştah satın alamazsın.
İlaç alırsın, ama sağlık alamazsın.
Bilgi alırsın, ama bilgelik alamazsın.
Gösteriş alırsın, ama güzellik alamazsın.
Eğlence alırsın, ama neşe alamazsın.
Tanıdık alırsın, ama dost alamazsın.
Hizmetçi alırsın, ama sadakat alamazsın.
Boş vakit alırsın, ama huzur alamazsın.
Kısacası, para ile her şeyin kabuğunu alır, hiçbir şeyin çekirdeğini alamazsın.
Yaşadığımız bu çağda çok paraya sahip olanlar zengin sayılmakta iken,
Bana göre gerçek zengin, parası çok olan değil, paranın gücünün yetmediği şeylere sahip olandır.














