İnsanlar genelde kendi sevdiği ve nefret ettiği şeylerin diğer insanlar tarafından da aynı şekilde sevilmesi ve nefret edilmesi için uğraşır.
Kimi zaman olumlu, kimi zaman olumsuz, kimi zaman gerçekçi bazense gerçekten sapan şekilde düşüncelerimiz şekillenebilir.
Bunun sonucunda ise genelde düşüncelerimiz ve aldığımız kararların başkaları tarafından beğenilmesini, onaylanmasını isteriz. En ufak bir eleştiriye bile gelemeyen insanlar birilerinin onay vermesi durumunda müthiş bir yaşam enerjisine bürünürken,
olumsuz bir yorumda karalar bağlayabiliyorlar.
Tamamlanmamış bir şeydir insan benim gözümde çünkü sürekli olarak onay ihtiyacı başlığı altında herkes. Oysaki kişinin onaylanmayan düşünceleri olduğunda bu durumla baş edebilmeli.
Kim ne düşünürse düşünsün kendi kararının devamını getirebilmeli.
İnsanlığın artık kabuğunu kırıp, kendi kişiliğinin, düşüncelerinin ve kararlarının oluşmasına izin verip farkındalıklarının farkına varmalıdırlar.
Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez. Sorgulanmayan bir inanç da inanmaya değmez. Sorgulamıyorsan ottan çayırdan çimenden farkın ne? Yürüyen bir et parçasısın.
Burada bizi farklı kılan sorgulamak, analiz etmek, düşünmek ve eleştirmektir.
Rüzgâra kapılmış bir yaprak parçası gibi sağa sola savrulmak yerine dış etkenlerden uzak yönünü belirleyip, rotasını ve etki alanını keşfederek ilerlemek en doğrusu olsa gerek.













