Ev sahipleri ve kiracılar arasında kira artışı anlaşmazlıkları sıkça yaşanıyor.
Mevcut kiracılar fahiş zam talepleriyle karşılaşıyor, ev sahipleri ise gelirlerini arttırmak istiyor.
Çok değil birkaç gün önce akşam haberlerinde ‘ev sahibi dehşeti’ başlıklı habere denk geldim.
Yaklaşık 7 yıldır evinde oturan kiracısını, çıkarmak isteyen ev sahibi karşılığını alamayınca,
Kirayı 3 katına çıkarmayı teklif etti. Asgari ücretle çalıştığını ve böyle bir zammı karşılayamayacağını söyleyen kiracısına dehşet yaşattı.
Ev sahibi baba ve oğlu kiracılarını takip ederek sokak ortasında tekme tokat dövdü.
Asgari ücretle çalışan bir vatandaştan 8-9 bin TL kira istemek ne kadar sağlıklı bir durum olabilir ki?
Hepsini geçtim istekleri karşılanmayınca darp etmek ne kadar doğru bir tepki?
İşin kötü yanı artık ülkemizde bu tip olaylara, bu tip insanlara oldukça denk geliyoruz.
Vicdanlı ve insanları sülük gibi emmeyen ev sahiplerini tabii ki ayrı tutuyorum.
Kiracıların mağduriyetleri, yasal hakları defalarca gündemde yerini alıyor.
Fakat görüldüğü üzere insanlar açısından pek faydası olmuyor gibi.
Her ev sahibi gelirini yükseltmek ister fakat bunu vicdansız bir şekilde yapmamalı.
İnsanların çaresizliğinden çıkar sağlamaya çalışmamalılar mesela. Ayıp yahu, gerçekten ayıp!
Merhamet, insanlarda bulunması gereken en kıymetli duygulardan birisidir. Yaratılan her şeye şefkat, merhamet ve tebessümle yaklaşabilmeli insanoğlu. Bir kişiye, yoldan geçen kediye, kaldırım kenarlarındaki çiçeklere merhamet göstermek, oldukça kıymetlidir.
“Merhamet acımaktır ama acıtmamak gerekir.” İşte bu sözlerin ışığında, yüreğimiz insan sevgisiyle dolup taşmalı. İşte o zaman yaşadığımız evren renklenir. Mutluluk, sevinç kol kola gezer.
Demem o ki, hayatınızda olabildiğince vicdan barındırın, içinizde ki merhameti eksik etmeyin.
En önemlisi “Misafir olduğumuz şu dünyada, herkese misafir gibi davranmak gerekli.”













