Bazen birkaç dakikalık sıradan bir sohbet, uzun araştırmaların ve kamuoyu yoklamalarının anlattığından daha fazlasını düşündürebilir.
Geçtiğimiz günlerde öğle arasında yemek almak için bir işletmeye uğradım. Siparişimin hazırlanmasını beklerken işletmeyle ilgilenen kişiyle sohbet etmeye başladık. Gazetede çalıştığımı öğrenince merakla, “Ne tür haberler yapıyorsunuz?” diye sordu.
Siyasetten yerel yönetimlere, belediye çalışmalarından şehir gündemine kadar pek çok konuda haber yaptığımızı söyledim. Anlattıklarımı dikkatle dinleyen işletme görevlisi, örnek vermek istercesine, “Mesela Baki Ersoy’un yaptığı açıklamaları da haber yapıyor musunuz? Diye sordu.
Aslında dikkatimi çeken soru değil, örneğin kendisiydi.
Gülümseyerek, “Neden aklınıza ilk olarak Baki Ersoy geldi?” diye sordum.
Hiç düşünmeden şu cevabı verdi:
“Milletvekilimiz değil mi? ilk aklıma gelen isim o oldu.”
Bu kısa diyalog bana, iletişim biliminde üzerinde sıkça durulan “zihinsel erişilebilirlik” kavramını yeniden hatırlattı. Bir ismin herhangi bir yönlendirme olmaksızın insanların zihninde ilk sıralarda yer alması; yalnızca tanınırlığın değil, aynı zamanda görünürlüğün, sürekliliğin ve toplumsal hafızada edinilen yerin de önemli bir göstergesidir.
Tam da noktada aklıma kısa süre önce yayımlanan ORC Araştırma'nın "Gençlerin En Beğendiği Milletvekilleri" araştırması geldi.
ORC araştırmasında Baki Ersoy’un gençlerin en beğendiği milletvekilleri arasında üst sıralarda yer alması, restoranda yaşadığım o kısa diyaloğu farklı bir gözle okumama neden oldu. Elbette tek bir kamuoyu araştırması mutlak bir hüküm vermez; araştırmalar yalnızca belirli bir dönemin eğilimlerini ortaya koyar. Ancak bazen sahada, hayatın doğal akışı içinde karşılaşılan küçük ayrıntılar, araştırmaların ortaya koyduğu tabloyu destekleyen güçlü işaretlere dönüşebilir. Restoranda denk gelen o kısa sohbet de bunlardan biriydi.
Herhangi bir yönlendirme yapmadan, isim vermeden, örnek göstermeden bir vatandaşın ilk olarak Baki Ersoy’u anması; araştırmalarda görülen yüksek bilinirlik ve beğeni düzeyinin yalnızca anket sayfalarında kalmadığı, gündelik hayatın içinde de karşılık bulduğunu düşündürdü.
O an bir kez daha fark ettim ki, kamuoyu araştırmalarının ortaya koyduğu tablo bazen toplumun gündelik reflekslerinde zaten kendini göstermeye başlamış oluyor.
Demem o ki; bazı isimler anketlerde öne çıktığı için akıllara gelmez, akıllara geldiği için anketlerde öne çıkar.













