Olumsuz haberler vermekten bıktık ama ne yazık ki, başka bir şey söyleyemez hale geldik.
Önceki gün Kayseri güne çok kötü bir haberle başladı.
Sabah saatlerinde 12. Hava Ulaştırma Ana Üs Komutanlığı’ndan eğitim uçuşu için havalanan SF-260D tipi uçağı henüz bilinmeyen bir nedenle kaza kırıma uğradı.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB), kazada iki pilotun şehit olduğunu duyurdu.
Şehitler ölmez, vatan bölünmez!
Yüreğimizi yakan her şehit haberinin ardından böyle söylüyoruz.
Manevi anlamı çok yüksek olan ve benim de yüreğimde hissettiğim bu deyişe rağmen, şehitler ölmez diyoruz, ama ölüyorlar.
Yine bir anne yüreği yandı, bir baba yüreği eridi, bir eş yüreği yalnız kaldı…
O kadar üzgün ve duygusalım ki,
Biliyorum ölümün en yüksek mertebesinin şehitlik olduğunu,
Allah indinde de en yüksek makamın şehitlik olduğunu da biliyorum.
Acı çekmeden vefat ettiğini ve kabir azabı çekmediğini de biliyorum.
Ama işte, televizyon karşısına geçtiğim de şehit haberini görmek, duymak insanın içini parçalıyor.
Artık bu millet televizyon karşısına geçtiğinde ya da eline bir gazete aldığında, şehit haberi görmek-duymak istemiyor.
Aslında yzılacak, çizilecek çok şey var ama yorulduk!
Şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, Türk Hava Kuvvetleri’ne ve kahraman ordumuza başsağlığı diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun.













