Geçmişten günümüze toplumların kendine has alış-veriş kültürleri vardı.
Ancak internetin keşfi ile yeni düzende tüm dünya kısa bir zaman dilimi içinde yeni bir döneme girdi.
Bu yeni dönemin vermiş olduğu etki, ülkemizde alış-veriş çılgınlığı olarak aldı başını gidiyor…
Bu alış-veriş çılgınlığı, özel indirimlere karşı insanların adeta birbiri ile ölümüne yarıştığı bir sistem, bu durum günümüzde Türkiye başta olmak üzere tüm dünyada etkilerini gösteriyor.
Tüketmenin önüne elbette ki geçemeyiz, bu bir ihtiyaçtır.
Hepimiz tüketiciyiz ancak neyi, ne kadar tüketmeye ihtiyaç vardır sorusu burada önemlidir.
Toplumumuzun çoğu gerçek ihtiyaçlara dair bir tüketimden daha çok reklamın, modanın ve dünya çapında kapitalist düzenin dayattığı tüketim alışkanlıklarını benimsiyor.
En kötüsü ise, toplumların üretim ve tüketim oranına bakıldığında, tüketimin üretime göre çok daha fazla olduğu açıkça görülmektedir.
Giyim, beslenme, teknoloji, güzellik… Her şeyi hızla tüketiyoruz.
Tüketim çılgınlığı büyüdükçe büyüyor.
Ne istekler bitiyor, ne de gözümüz doyuyor. Hiçbir şeyle yetinmiyoruz.
Tıpkı 90’lı yılların başlarında Susam sokağındaki “Kurabiye Canavarı” misali…
Unutmayın ki tüketim çılgınlığı; insanın kendini unutan ve unutturan eseridir.
Hâl böyle olunca memleketim insanına kolaylıklar ve akıl dolu günler dilerim…
Çünkü tüketim çılgınlığı akılları baştan almış durumda.













