Acı çekmek ve üzülmek insan olmamızın doğal bir parçasıdır. Ayrılıklar, ölümler, hastalıklar, ekonomik sıkıntılar ve daha pek çok sebep zorlu duygu durumlarıyla yüzleşmemize sebep oluyor. İnsan doğasında kaybetmenin olduğunu biliyoruz ve kaybımızı kimsenin geri getiremeyeceğinin de farkındayız. Kimsenin yaşadığı kayıp karşısında nasıl bir tepki verebileceği ile ilgili bir formülde yoktur. Mutluluk gibi üzüntü de insana ait duyguların başında yer alır. Hiç şüphesiz kimse üzülmeyi istemez; ancak çeşitli durumlar ya da nedenlere bağlı olarak bu mümkün olabilir. Mümkün olduğunda ise olumsuz duygularımızla başa çıkmak için, bilinçli veya bilinçdışı bazı yolları hepimiz kullanırız. Bazılarımız bu duygularla sağlıklı yollardan baş ederken, bazılarımız ise bu konuda oldukça zorluk yaşar. Bu durum, hoş olmayan ve yıkıcı duygusal tepkilerdir.
Acı ve üzüntü yaşamın doğal sürecinde varlığını gösterir. Asıl belirleyici olan bunları nasıl karşıladığımız. Unutmayalım ki acı ve üzüntü kaçınılmazdır ama bunları sürdürmek ise isteğe bağlıdır. Acı ve üzüntülerde başkalarından gelecek destek önemlidir ancak ilk müdahale anında kendi kendimize vereceğimiz desteğin de önemini unutmamalıyız. Kendi inandığımız içsel motivasyonun bizi başarıya götüreceğini bilmeliyiz. Odaklanmamızı engelleyecek her türlü etkenden uzak durmalıyız. Bazı koşullar hayal ettiğimiz ya da planladığımız gibi gitmeyebilir bunun sonucunda demotive olmak yerine değişen duruma hızlıca ayak uydurup, değişimlere açık olmalı ve durumu hızlıca kabullenip, yeni şartlar üzerinden yolumuza devam etmeliyiz.













