Özü sözü bir insanları seviyorum. Söylediği ile yaptığı aynı olan, kendini bilen, ikiyüzlü olmayan, hatanı bile yüzüne konuşabilecek kadar güçlü, net insanları seviyorum.Fakat görüldüğü üzere günümüz şartlarında bu tarz insanlara hasret kaldık. Tek dertleri beğenilmek olan şekilden şekle bürünen yapay vücutlar görüyorum, orijinal şahsiyetler parmakla gösterecek kadar azalmış, herkes vasat bir aslın sonradan basılmış fotokopisi gibi. 25 kuruşluk fotokopi…
Doğrusu ben bu yüzyılın dejenere tutkularından ziyadesiyle tiksindim. Oysaki sadelik kadar güzel bir meziyet varken neden gerekmediği kadar görünüşü kompleks haline getirip süse batar, lüzumsuz tavırlara bürünüp oldum delisi olur ki şu insan dedikleri anlam yükleyemiyorum. Aslına bakarsanız, söylenecek, konuşulacak o kadar çok şey var ki ama sıkıldık. İnsanlığın gidişatı tam bir çöp kutusu, rüzgârın suda sürüklediği çöpler gibi amaçsız ve allak bullak bir halde. Demem o ki koca bir boşlukta süzülüyor insanlık.
Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar gereksiz insan nasıl yaşayabiliyor?
Sonsuz mavi göğün altında küçük kirli hesaplar ne kadar da tuhaf geliyor insana.













