Öyle bir yüzyıl ki; Kimsenin anlattığı kişi olmadığı, kimsenin bahsettiği özellikleri taşımadığı ve herkesin biraz aynı olduğu şu hayatta birbirinin üzüntülerine mutlu olanların, birbirlerinin derdini paylaşıyor gibi gözüküp arkalarından iş çevirdikleri ve sahte gülümsemelerle çevreye çok iyiyiz mesajı verdikleri bir yüzyıl.
Bir ülkeyi yok etmek için atom bombası veya uzun menzilli füzelere ihtiyaç yoktur. Bunun için, kaliteden uzak boş muhabbetler adına bir araya gelinmiş birlikteliklerden ve sağduyu gelişmemiş, nezaketin zerresi kalmamış, güven artık eskide kalmış zor anımsanan bir manzara, anlaşılmak imkânsız, anlamaya çalışan yüzeysel her şey alabildiğine tuhaf. Durum böyle olunca tavırlarıyla net bir duruş sergilemeyen insanlara bırakın inanmayı dinlemeyi bile bıraktım, hayat şunu gösterdi ki kendisini ifade edemeyen belirsizlerin peşinde harcanacak zaman Ömür’e yapılan ziyandır. Kısacası ekseriyetle insanlar değişmiyor ve çelişkiler çemberinde hapsolmak yerine; yol güzelse yürüyorum, kitap sararsa saatlerce okuyorum ve samimiyetten uzak konuşmalara uzak durmayı ısrarla tercih ediyorum. Çünkü mutlak iyi ya da kötünün olmadığı bu hayatta bazı şeyler olmasa da oluyor, çoğu zaman bir şey bile ifade etmiyor. Bundan dolayı kendine yönelmeli insan ve bütün ümidi kendinde toplamalı işte o zaman bir şeye benziyor hayat.














