Bir çocuğun bir yetişkine her zaman öğretebileceği üç şey vardır diyor Brezilyalı romancı;
Birincisi nedensiz yere mutlu olmak.
İkincisi her zaman meşgul olabilecek bir uğraş bulmak.
Üçüncüsü elde etmek istediği şey için var gücüyle savaşmak.
Bu üç şey yetişkinlerde çoğunlukla tam tersine dönüyor.
Âdeta mutsuz olmak için bahane üreten, sürekli olarak tembelliği tercih eden ve ilgi çekmek için problem üretmeyi seven bir canlıya dönüşüyoruz. Hepimizin etrafında vardır böyle tipler.
Oysaki her günümüz birer hediyedir. Aldığımız, verebildiğimiz her nefes yaşama kucak açmak için vesile, hayattan almak hayata vermek ve içinde tuttuğun nefes işte yaşamın sırrı burada.
Her anımızın kıymetini bilmemiz gerekir, her nefesimizi hediyeymiş gibi yaşayalım.
Franz Kafka’nın dediği gibi; “Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında.”
Kısacası şartlar ne olursa olsun insan öncelikle kendini düşünmeli kendisiyle ilgili olmalı.
Bu bencillik değildir kişinin kendisine olan saygısıdır.
Unutmayın ki, ihtiyacımız olan her şey, kendi içimizdedir. Gerçeği aramamıza gerek yok; Gerçek olan zaten bizleriz. Kendi köklerinize tutunursanız, en sert rüzgârların bile sizi etkilemediği görürsünüz.
Kendi çizgilerinizi ve sınırlarınızı çizin. Herkesin yürüdüğü yoldan değil de kendi bildiğiniz yoldan yürümeyi tercih edin. Sürüye tabii olacağınıza kanatlanın.













