Bizim kültürümüzde teşekkür etmek, rica etmek, özür dilemek, “zayıflık göstergesi” olarak kabul edilir.
Hâlbuki bunları yapabilmek sağlam bir karakter ister.
Birbirimize gülen yüzlerle konuşmak bu kadar zor olmamalı. İnceliği, saygıyı zavallı olmakla bağdaştırdığınızdan beri nezaketin olağanüstü bir durum olarak görmekle karşı karşıyayız.
Her alanda olduğu gibi etrafımızda oksijensiz kalmış beyinlere şahit oluyoruz, yaşı ilerledikçe zekâ seviyesi düşen bir kitle etrafı sarmış. Hâlbuki insan yaşı büyüdükçe adap-ı muaşeret kurallarını içselleştirir hal hareketlerine daha dikkat eder. Fakat burada pasif tohumlar kendinde bir şeylerin cüretini bulabiliyor maalesef.
Sabah sokakları temizleyen temizlik işçisine “günaydın”, alışveriş yaptığınız yerde çalışana “kolay gelsin” demek, iyi günler demek, mağazada baktığınız kıyafeti gelişi güzel atmak yerine katlayıp koymak, sizden bir şey eksiltmez. Size yalnızca iyi hissettirdiğiniz bir insanın gülümsemesini verir. Fakat görüldüğü üzere bu durum ülkem insanları için epey bir zor.
Oğuz Atayın da dediği gibi;
Korkuyoruz. Düşünmekten ve sevmekten korkuyoruz. İnsan olmaktan korkuyoruz.













