Çok tipik yaklaşımları olan bu tarz insanlar nereye yemeğe giderse gitsin yemek ya tuzludur ya da yağlı. Ne gidilen tatiller yetiyor, ne dolaptaki giysiler. ne kazanılan paralar.
Şikayetlerini dile getirmeyen biri değilimdir, dile getirilmesine de hiç karşı olmadım. Lâkin insanlarda yorgunluk yaratacak boyutlarda yakınan biri olup ve bu durumdan beslenir hâle gelmiş saplantı içerisinde olan insanların varlığı oldukça rahatsız edici.
İşin kötü tarafı memnuniyetsizlik, bir hastalık gibi birimizden diğerine yayılıyor. Tüm yaşananları dışarı atfetmeye meyilli herkes. Olan biten tüm olaylar başkaları ya da kötü kader ve şanssızlıkla ilişkilendiriliyor.
Hepimiz hayatımızda memnun olmadığımız anlardan geçmişizdir. Mükemmel bir hayat diye bir şey yoktur. Hayat denilen süreç inişli çıkışlıdır, sabit bir çizgide gitmez.
Bu iniş çıkışlar hayatta olmanın, var olmanın göstergesidir âdeta.
Öyle zamanlar gelir ki bu iniş çıkışlar biraz sivri bir grafik oluşturur işte bunlar bizim dönüm noktalarımızdır. Bu durum da bazen nefesimiz tıkanabilir, ayağımız takılabilir; ama takılıp kalamayız. Düştüğümüz yerden kalkmayı bilmeliyiz. İşler ters gidebilir bu hayatın bir parçasıdır. Böyle zamanlarda bir başkasını suçlamak, bir durumu sebep göstermek bazen kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlasa da uzun vadede size iyi gelmeyecektir. Başkalarını suçlamayı ve memnuniyetsizlik dürtünüze karşı koyun. Sebepleri fark edin, öğrendiklerinize ve çıkardığınız derslere bakmaya çalışın.
"Kanaat etmekten hiç kimse ölmemiştir. Hırs besleyerek hiç kimse padişah olmamıştır." -HZ. Mevlana













