Allah’ın insanlara bahşetmiş olduğu en büyük nimet yaşamdır. Bu hakkı insana yüce Allah vermiştir ve insanı bu haktan mahrum etmeye, Allah’tan başka hiç kimsenin yetkisi yoktur.
Buna rağmen dünyevi çıkarlar, iktidar mücadeleleri ya da farklı inanç, dil ve renge sahip gibi çeşitli sebeplerle tarih boyunca milyonlarca insanın haksız yere katledildiklerine tanıklık ettik ve ne yazık ki günümüzde de hâlen tanıklık etmeye devam ediyoruz.
Her gün haberlerde, gazetelerde beş haberden üçü cinayetlerden oluşmakta.
Yine bir cinayet!
Yine yüreğimize bir ateş düştü…
İle başlayan haberler, paylaşımlar ve asla sonuca varılamayan adalet!
Yeter artık demekten, bu son olsun demekten, sürekli biz insanlar için güvenli ülke istiyoruz demekten başka gücümüz kalmadı.
Bu durumlar ne yazık ki, her yıl sistemli bir şekilde bir önceki yıldan fazla oluyor.
Cinayetler ülkenin dört bir tarafına yayılmış durumda.
Bunun coğrafyası yok.
Cinayeti işleyecek olana mekân çok!
İnsanlar evde, sokakta, hastanede hatta akla gelebilecek her yerde katlediliyor.
Sıcağı sıcağına örnek vermem gerekirse, gündemden düşmeyen İzmir’deki taksici aracına aldığı şahıs tarafından öldürüleli iki gün oluyor.
Düşünün iki çocuğunuz var. Eve ekmek götürmek için taksicilik yapıyorsunuz.
Soğuk havada birini görüp üşümesin diye arabaya alıyorsunuz. O da sizi aşağılık bir şekilde katlediyor.
Görülen şu ki; dünyayı artık iyilikte kurtarmıyor…
Eskiden dizi-film sahnelerinde gördüğümüz olayları şimdilerde haberlerde görüyoruz.
Bir cana kıymak, bir canı yok etmek bu kadar basit olmamalı.
İnsanlığın gidişatı tam bir çöp kutusu, tıpkı rüzgârın suda sürüklediği çöpler gibi…
Böylesine güzel bir gökyüzünün altında, bu kadar aciz insanlar nasıl yaşayabiliyor aklım almıyor!
Nazım Hikmet’in de dediği gibi;
“İnsanlar katlediliyor: ağaçlardan ve danalardan daha rahat, daha kolay, daha çok”













