Haddi olmayan konularda konuşmayı huy edinmişler var, her şeye müdahil olmaya kalkıp, kendilerine yetmeyen akıllarını bir de hayatımız üzerinde olumsuz bir şekilde kullanmaya çalışanlar var. Oysaki bu evrende insanın haddini ve hududunu bilmesi kadar güzel bir şey yoktur.
Sana göre ufak şeylere takılıyor, sana göre gereksiz, sana göre büyütülmeyecek şeyler bunlar, sana göre uzatılmaması gerekiyor; peki ya ona göre? Onun perspektifinden baktın mı olaya, onun gözleriyle gördün mü, ya da yaşananları yaşadın mı? Tabii ki hayır yaşayıp görmediğiniz için insanların dağ gibi gördüğü olayları çoğu kesim küçümsüyor. Bazı şeyleri kabullenmek lazım, görüneni görmek lazım, duygudaşlık kuramadığımız olaylara bodoslama dalmamak lazım mesela.
İster bireysel olsun, ister toplumsal iyi yaşama ulaşmanın kısa yolu insanların birbirini gerçekten anlayıp, koşulsuz sevgiyi var etmeleri gerekli. Evrende hiç bir şey sadece iyi veya sadece kötü değildir. Her şey ve herkeste hem iyi hem kötü özellikler bulunur. Buna ise denge diyoruz fakat bu dengeyi bozan en büyük sorun herkes kendi bakış açısından düşünerek hareket edip yola çıkıyor. Kimse karşısındakinin duygularını düşünemiyor, düşünmemekle de kalmayıp kendi penceresinden yargılar dağıtılıyor. Oysaki kalp kırmak, Kâbe’yi yıkmak gibidir… Allah hepimizin yollarını düşünerek konuşan ruhlarla, kelimelerini özenle seçip, vaat yerine icraat odaklı bir yaşam mekanizması olan kişilerle karşılaştırsın.














