Bir kitap okuduğum zaman sadece olayları, anları, kişileri, imgeleri hayal etmek yerine yazarın evreninde kaybolmak istiyorum. Bunu başarabildiğimde garip bir şekilde zihnimde ki her şey susuyor. Psikoloji ağında da bu böyledir kitapların iyileştirici gücü olarak kullanıla gelen bibliyoterapi, bireyin sorunlarını adlandırılabilmesi, sorunları için yeni çözüm yolları keşfedebilmesi veya farkındalık kazanması noktasında kitaplardan yararlanması durumunu ifade eder. Bu durumları gözler önünde bulundurup yorum yapmam gerekirse bana göre kitap okumak bir ilimdir. Hikmetinden yararlanmak ise nice vasıflı başarılar elde etmiştir. Edemeyen kimselerde cehalettin dibini boylamıştır. Kitap okumak, bilginin sürekli olarak değiştirildiğini ve yeniden inşa edildiği deneyimler sürecidir. Kitapların gücü insanlarda düşünme becerisi kazanmak, eleştirel bakmak ve çözümleyici yaklaşımlar geliştirmekle birlikte kitaplar kişide düşüncelerin arttığını, algının açıldığını ve sonsuz bir serüvene girildiğine kanaat getirmek isterim. Fakat etrafımıza kulak verdiğimizde genelde insanlığın birçoğu kitap okumak için vakit bulamadıklarını söylerken öte yandan insanların hayatları hakkında oturup saatlerce dedikodu yapabiliyorlar. Genel anlamda kimsenin vakti yok okumaya. Derine inmektense yüzeyde günlük meselelerin kaygıları ile meşgul herkes, durum böyle olunca insanları rafa kaldırıp kitaplarla bağ kurmak büyük bir nimet oluyor insana.













