Ne diyor bilge:
“Eleştiri belki güzel bir şey değildir ama gereklidir. Ağrıyla aynı işlevi görür; çünkü ağrı bedende kötü bir durum olduğunu haber verir…”
Ve ekler:
“Denetlendiğinde sevinen, eleştirildiğinde de kızmak yerine gülümseyen kişiye büyük adam denir!”
Bundan yola çıkarsak şimdilerde durum biraz farklı.
Bugün içinde yaşadığımız toplumda eleştiri ve eleştiriyi algılama kültürü ne yazık ki gereğince hazmedilememiştir.
Bunun örneklerine son zamanlarda daha çok yönetenler ve yönetilenler arasında çok net görebiliyoruz.
Maalesef ki çoğu kesim eleştiriye kapalı olduğu için çevresini doğruyu söyleyenler yerine, her dediğini alkışlayan yağcılar ile kuşatmaktadırlar. Bu durum ise bazı fırsatçıların işine gelmektedir.
Çünkü bu ülkede rüzgâr nereden eserse o yönde hareket edenler ve iyiye iyi-kötüyü kötü diyemeyen fırsatçılar hep olmuştur, belli ki bundan sonra da olmaya devam edecekler…
İşin özü toplumun genelinde büyük bir ahlaksızlaşma baş gösteriyor.
Her alanda milim çıkarı için 180 dereceyi her açıdan dönen tiplere hepimiz şahit oluyoruzdur.
Hatta insanlar, kendi çıkarlarını maksimuma yükseltmek için bir başkasının hakkını gasp etmekten bile çekinmez hâle gelmişler.
Adına toplumsal savrulma mı demeliyim yoksa körü körüne inanç mı anlamakta zorlanıyorum.
İnsani değerlerin ve maneviyatın mendil gibi buruşturularak çöpe atıldığı şu zaman diliminde yazılacak, çizilecek çok söz var ama hiç teferruata gerek yok.
Siz, siz olun kimseyi haddinden fazla kutsallaştırmayın.
Özetle gücü dışarıda değil, kendi içinizde aramaya odaklanın.













