İnsanlar laubaliliği samimiyetle, çok konuşmayı zekâyla, burnu havada gezmeyi cool olmakla, küstahlığı açık sözlü olmakla karıştırdıkça benim bu yüzyıla olan inancım zayıflıyor.
Gözü dönmüş bir hırs, duygusal bir doyumsuzluk, egolar ve katı bir vicdan; İşte tam olarak böyle bir kokuşmuşluk var bu yüzyılda.
Aslına bakarsanız, günümüz de memnun kalmadığımız o kadar çok olaylar gerçekleşiyor ki, bunların en temeli ise; az bilinen görgü ve yaşam kurallarıdır.
En küçük bir konuda bile insanlar kendi penceresinden bakıp öyle değerlendirmelerde bulunuyor. Kimse de demiyor ki; acaba onun penceresinden bu durum nasıl görünüyor?
Haliyle, düşünen kimse kalmamış herkes kendi manzarasının derdine düşmüş.
Bizler ne kadar kendi penceremiz dışına çıksak dahi karşımızda ki insanlardan aynı tavırları göremiyoruz. Kendi dar görüşlerinden bir gıdım dışarıya adım atmadan etrafa bakınıp her şeyi ben bilirim kafası ve içi boş yavan egoları beni sadece güldürüyor.
İnsan doğup, sonrasında insan olmayı beceremeyenler, sizinle aynı dünyada yaşamak çok ağır!
Ünlü filozof Diyojen bir gün ışıkla gündüz gözü arıyorum diye bağırıyormuş…
Görenler ne arıyorsun deyince, “İnsan arıyorum” demiş…
İşte güncel halim bu; kaliteli insan arıyor gözlerim.
Sözünün eri olan, yalan yanlış konuşmayan, yüz verince astarını istemeyen ve inandığı değerleri olan.
Bu zaman diliminde bu tarz insanların varlığı azalmış bulunmakta.
Her şey o kadar tuhaf ki kelimeler yetersiz kalıyor.
Bu tuhaflığın karşısında görmemezlikten gelmek kesinlikle iyi bir seçim olsa gerek.
İlber Ortaylı’nın çok sevdiğim bir sözü vardır; “Görgü, yalnızca çatal bıçak değil; hayattaki tavrınızdır, yaşam biçiminizdir.”













