İnsanlığın varoluşundan beri ne yazık ki kadın hiçbir dönemde hak ettiği değeri görmemiştir.
Bırakın eski toplumları, günümüzün modern toplumlarında bile kadına ayrı bir sınıf muamelesi yapılmaktadır. Gerek fiziksel özellikleri gerekse de toplum nezdinde kadına olan bakış açısı yüzünden kadınlar genellikle icra etme şansına ve gücüne sahip olamıyor.
Televizyon, internet haberleri neredeyse her gün izlediğimiz şiddet olayları had safhaya ulaşmış durumda. Bu gözler neler görüyor. Görünen enleri sıralayamıyorum bile… Saymakla bitmez.
Bu tarz haberlere değil, habere sebep olan durumlara keşke dur diyebilsek.
Nasıl son bulacak bu durum inanın bilemiyorum. Kadına, erkeğe, çocuklara, hayvanlara, doğaya bu ülkede her türlü şiddete şahit olduk. Yapılan bu şiddet olaylarının en büyük nedeni insanların eğitimsizliği ve vicdansızlığıdır. Şiddet eğimli birey, çevresindekileri kontrol ederek, gerçekte olmayan gücünü “kanıtlama” çabasındadır. Çünkü şiddet, kendini zayıf, yetersiz, güçsüz hisseden kişinin en önemli savunma silahıdır. Dolayısıyla günümüzde en çok şiddete maruz kalan kişiler, fiziksel olarak daha zayıf görülen kişilerdir.
Her kadın, evinin ailesinin birer emekçisi olarak göklerde yüceltilmeyi hak ediyor.
Mustafa Kemal Atatürk; “Ey kahraman Türk kadını, sen yerlerde sürünmeyi değil, omuzlarda yükselmeye layıksın!” diyerek kadınlara verilmesi gereken önemi vurgulamış ve onlara günümüzde sahip oldukları hakların verilmesi için çalışmalarda bulunmuştur.













