Sosyal medyanın yaygın kullanılmasıyla toplumsal cehaletin ne kadar derin ve yaygın olduğuna tanık oluyoruz. Yine sosyal medya vesilesiyle Türkiye’deki genel bilgisizlik seviyesi ne kadar korkunç bir durumda görebiliyoruz. Memleketimde, her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım. Görüldüğü üzere hayata ve olaylara bilimsel, eleştirel ve doğanın gerçekliği penceresinden bakamayan insanların varacağı tek yer sadece sürüye dâhil olmaktır.
Yaşamda hiçbir şey kusursuz değildir. Hiçbir şey ideal değildir. Hayatımızın her alanında %100 hoşnut değiliz. Şu yalan dünyada herkes birbirinin yargıcı. Sürekli olarak insanlar her yapılana bir kalıp bulma derdinde. Birçok kişinin ne kadar güzel dediğine, Dünyanın en anlamsız ve kırıcı yorumlarını yapanlar dört bir yanımızı sarmış bulunmakta.
Bir insan eksiklerini görmeden, gerekli önlemleri almadan, yeterli miktarda bilgi sahibi olmadan birilerini savunmak uğruna neden yalan söyler ki? Asıl utanılacak hususlardan biri de, biz Müslümanların gördükleri, duydukları hataları savunmak uğruna her türlü bahaneyi uydurup kılımız kıpırdamaksızın hep bir şamar oğlanı ya da kurbanlık koç aramaya koyulmamızdır. Bu pencereden bakıldığında insan olmak, insan kalabilmek, yanlışa yanlış diyebilmek bu kadar zor olmamalı.













