Şiddet, kapsamı her geçen gün daha da genişleyen bir görüngü haline gelmektedir.
Buna rağmen şiddet denildiğinde doğrudan fiziksel güç kullanımına dayalı fiziksel şiddet akıllarda belirse de şiddetin farklı görünümleri bulunur, psikolojik şiddet de bu şiddet biçimlerinden biridir.
Hatta psikolojik şiddetin yaygınlığı tüm dünyada çok yüksek olduğunu gösteren araştırma bulguları da var. Ve bu durum tüm dünyada kadın erkek fark etmeksizin çok fazla insan tarafından çevrelerindekileri psikolojik olarak şiddete maruz bırakabiliyorlar.
Misal gücü yetenin, karşısındakinin savunma hakkını elinden almaya çalışarak, ırk, renk, cinsiyet, dil, din ya da inanç gibi mevzularda ayrımcılığa neden olan muamelelerde bulunarak, kişiyi küçük düşürerek, aşağılamak amacıyla davranışta bulunmakta bir psikolojik şiddettir.
İnsanlara yaşatılan bu tarz psikolojik şiddetler bazı durumlarda fiziksel şiddetten bile daha çok zarar verebilir. Ve bu durum insanlar tarafından çok zor fark ediliyor.
İşin kötü tarafı ise: bütün bunlara maruz kalmış insanlar, gelecekte psikolojik şiddet uygulamaya daha eğimli oluyor. Ancak bu kısır döngüye artık bir son verilmelidir.
Kimse sizin izniniz olmadan kendinizi değersiz hissettiremez!
Fernando Pessoa diyor ki: “Kimseyle alay etme, asla kimseyi küçük düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir!”
Ne kadar da doğru bir cümle. Bir kere değil, bin kere düşünerek harekete geçmeli insanoğlu.
Ve en önemlisi psikolojik şiddet normalleştirilmemeli o an gelip geçti diye düşünülmemelidir.
Şiddetin gözle görülür olmaması, var olmadığı ve kişileri olumsuz yönde etkilemediği anlamına gelmez. Her türlü şiddet suçtur, önlenmeli ve cezalandırılmalıdır…













