Bugüne dek şahit olduğum bir gerçek var ki; o da uzmanıymışçasına her konuda fikir beyan edenlerin aslında hiçbir konuda uzman olmadığıdır. Konu siyaset olsun, ekonomi olsun, hükümet olsun herkes her konuda fikir beyan edip, kanaat önderi gibi davranmaları, inanılmaz bir cahiliye dönemi…
Oysaki bilmediğini bilmek muazzam bir erdemliktir. Bilmeyip de bildiğini sanmak ise tehlikeli bir hastalıktır.
Genelde araştırma ve sorgulama yeteneği gelişmemiş, içi boş varsayımları ile toplumun genelinde hep tek taraflı yaklaşıp kendi bildiklerinin doğru olduğunu iddia ederler.
Öyle bir yüzyıl ki; İnsanlar enkaz, duygular mahkûm, kaliteden uzak, sağduyu gelişmemiş, erdemlik artık eskide kalmış zor anımsanan bir manzara, anlaşılmak imkânsız, anlamaya çalışan yüzeysel.
Her alanda, her konuda herkes herkese öğretmenlik yapıyor ve kimse iyileşmenin yolunun tam da kendinden başlaması gerektiğinin farkında değil.
Çoğunlukla yaptığını kabul edeni, sebep olduğunu sahipleneni, bu gözler pek görmedi!
Herkes dürüst ve son derece bilgili. Sonucu ortada olan nedenler ise sahipsiz.
Çünkü herkes pür-i pak aynadaki yansımasından memnun.
Bu çağın manevi bulantısını içerisinde taşıyan, pek biçare oldukça usanmış, bıkkınlığı içerisinde taşıyan, mağlubiyeti kabullenmemiş ama ümidi de azalmış insanlarız.
Hayat şunu gösterdi ki kendisini dahi ifade edemeyen belirsizlerin peşinde harcanacak zaman yerine, güven verici bir ses tonu, nezaketin verdiği bilinçle hareket eden, düşünerek konuşan bir ruh, kelimelerin seçimindeki özen, beyinden gözlere yansıyan parlak bir ışık ve elbette iletişim zekâsı oldukça yüksek insanların varlığı kırmızıçizgimizdir.













