Şimdilerde ise insanın ahlaki olarak sürekli değişiklik gösterdiğini, o eski adil, hakkaniyetli, güvenilir, yardımsever, iyiliksever, tok gözlü, ilkeli ve sevecen insanların giderek azaldığını vurgulayıp dururlar.
Anlatılanlara göre gerçekten de eskilerde güzel bir ahlak, saygı ve sevgi ortamı hakimmiş.
Ama geldiğimiz şu noktada maalesef ki; sevgisiz, saygısız, acıma duyguları körelmiş, yapılan her işin hesabı tutulup, düşünceler bile menfaate dayanır olmuş. Anlayacağınız kör bir toplum haline yavaş yavaş geçiş yapıyoruz. İnsanlık adına hareket eden kalmadı ya da yok denecek kadar az.
Ahlak görüşümüz mü bozuldu?
eğitim sistemimiz mi bozuldu?
yoksa insanlar mı farklı bir zihniyete sahip olmaya başladı? yoksa bunların hepsi mi? İnsan kendi içerisinde düşünmüyor değil.
Günümüz de memnun kalmadığımız o kadar çok olaylar gerçekleşiyor ki, saymakla bitiremeyiz. Tıpkı insan ilişkilerinde sürekli bir çıkar, sürekli bir yarar sağlama amacı güden türlerin varlıklarını saymakla bitiremediğimiz gibi.
Ne güzel söylemiş Mehmet Akif Ersoy:
“Aldanma insanların samimiyetine, menfaatleri gelir her şeyden önce, vaat etmeseydi Allah cenneti, O’na bile etmezlerdi secde.”
Bize düşen bu düzende kendimizi kaybetmek yerine, ceplerimize sığdığı kadar ümit parçaları doldurup, yolumuza daha güçlü kenetlenip, olabildiğince güzel devam edebilmek.
İnsan ilişkilerinin menfaate dayanmadığı, sevginin, saygının en önemlisi dürüstlüğün var olduğu güzel ve güneşli günlerde görüşmek üzere…













