İnsanoğlu kaç yaşında olursa olsun gelişimini tamamlamamış bir varlıktır. Yaşlısı genci demeden Sürekli yeni şeyler öğrenir insanoğlu. Sürekli yeni şeyler vesilesiyle hayatına bambaşka şeyler aktarır. Fakat toplumun birçoğunda gördüğümüz üzere kendine çok güvenen büyük dağları ben yarattım, her şeyi ben bilirim, sürekli haklı benim edasında takılan kişilerin varlığı gözler önünde.
Doğduğu günden bu yana her şeyin en iyisini bildiğini düşünen ve bize bildiklerini dikte ettirmeye çalışanlarla çevrili etrafımız. Her yaşın olgunluğu farklıdır. Olgunluk zamanla öğrenilen bir durumdur.
Bir insan ‘ben kırk yaşına geldim olgunlaştım her şeyi ben biliyorum’ diyebiliyorsa o insan olgunlaşmamıştır. Kimi insan olgunluğu, bilgiyi, tecrübeyi yaşlanmak olarak anlamlandırsa da yaşlanma bedensel bir durumdur. Herkes yaşlanabilir fakat her insan yaşlandığı bu süre zarfında psikolojik açıdan olgunluğa ulaşamamış olabilir.
İş hayatımızda olsun, normal yaşantımızda olsun bunun birçok örneği ile karşı karşıya kaldığımız zamanlar oluyor. Yaşı olgun olup ‘kişilik olgunluğunun’ oluşmadığı çok fazla insan var etrafımızda. Buna en iyi örnek vermem gerekirse, sık sık karşımıza çıkan televizyon programlarında ki bilgi yarışmaları olurdu. Oldukça sevilen bu tarz programlar sayesinde insanlar kendisiyle yüzleşiyor.
Genel kültürümüz testten geçiyor. Kısacası takke düşüyor kel ortaya çıkıyor da kelini gören kim! Burnumuz havada, “ne saçma sorular” yakıştırmalar başlıyor. Bilgisiz cahiliz demeye kimsenin dili varmıyor. Kısacası bir insanın yaşı kaç olursa olsun bilgiye açtır. Kimse ben kırk yaşına geldim tecrübelerimle ben her şeyin en iyisini bilirim dememelidir. İster 20 yaşında olsun ister 40 yaşında olsun, değişime ve öğrenmeye kapalı olan kimse en büyük cahildir.
En büyük âlimlerden biri olan Mevlana’nın özlü sözlerinden biriyle yazımı sonlandırmak isterim; “Vaktinden evvel ağaçtan koparılmış meyve ne kadar bekletilirse bekletilsin, olmadıkça, kemâle ermedikçe ona ham derler.” –Hz. Mevlana













