Platon diyor ki: “Nazik olun, çünkü karşılaştığınız herkes farkında olmadığınız zorluklarla boğuşuyor.” Fernando Pessoa ekliyor; “Kimseyle alay etme, asla kimseyi küçük düşürme, kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir!”
Ne kadar da doğru bir cümle. Bir kere değil, bin kere düşünerek harekete geçmeli insanoğlu.
Aslında bakıldığında bir çoğunluğumuz karşımızdakini düşünerek, duygudaşlık duygularımızı bir adım öne çıkararak hareket ettiğimizi söylüyoruz. Bu koca bir yalandır. İnsan ne yaparsa kendini iyi hissetmek için yapıyor. Sevilmek için, değer görmek için, ilgi görmek için. Kısacası her şey kişinin kendisiyle ilgilidir.
Oysaki tüm kilitli kapıların anahtarları bizim elimizde. Evet, hayatta her şey tam olmak zorunda değildir, kimseyi memnun etmek için kendimizden ödün vermekte zorunda değiliz ama bir davranıştan önce ya da bir konuşmadan önce karşımızdaki insanın ne zorluklarla bir hayat kurduğunu bilemeyiz.
Her insanın hayatı, kendi dengi, düzeni ve akışı vardır. Kimse kimin ne yaşadığını, nelerle sınandığını, ne zorluklarla karşılaştığını bilemez, anlayamaz da.
Bundan dolayı; “Geçici bir hayatta, kalıcı hasarlar bırakılmamalı.”














