Modern dünya yaşamının son dönemlerde belki de en güncel sorunlarından bir tanesi tekrarlanan erteleme davranışları.
Hemen hemen hepimiz günlük yaşantılarımızda belirli işleri, belirli bir sıra ile veya kendi seçtiğimiz bir düzen doğrultusunda yapmaya çalışıyoruz.
Ancak bazen planladığımız bir görevi çok kısa ve basit olmasına rağmen erteliyor veya geciktiriyoruz.
Oysaki hızla akıp giden hayatımızı ertelemek ne kadar doğru olabilir ki?
İtiraf etmeliyiz ki hepimizin hayatı yarına bırakılmış işlerle, ertelenmiş umutlarla dolu…
Hayatın tüm güzellerini elimizin tersiyle itiyoruz ve de bunun kimse farkında değil.
Sahi ne diyordu usta şair Tayfun Talipoğlu:
“Beni her ölüm etkiler.
Tanımasam bile üzülürüm
Yitirilmiş ümitlere…
Hiç gerçekleşmeyecek ideallere,
Yaşanmamış sevgilere üzülürüm…
Bu yüzden korkarım, yaşamı ertelemekten.”
Gelin sizlerde kulak verin bu dizelere.
Ertelemeyin hiç bir şeyi;
Mesela bugünün işini yarına bırakmayın…
Gidin gitmek istediğiniz her yere…
Bilin kendi kıymetinizi…
Ve
Bir pamuk ipliğinin ucundaki sevdiklerinizin kıymetini bilin…
Çünkü o çok uzun sandığınız zaman; hiç ummadığınız bir anda bitiverir…













