Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı hayatın pek çok alanında olduğu gibi trafikte de varlığını sürdürüyor. Trafikte cinsiyet ayrımcılığını üreten pratiklerin başında, kadınların kötü sürücüler olduğuna dönük stereo tipleştirme geliyor. Bu genelleştirici tutumun temelindeki iddia edilen konu ise, erkeklerin doğaları gereği iyi araba kullanma yeteneği bulunduğu, kadınlarınsa bu yetenekten yoksun olduğu ve bu nedenle trafikte sıklıkla kazalara davetiye çıkardığı ön görülüyor.
Bu konuya bağlı örnek vermem gerekirse, Türkiye’de sürücü olarak trafikte var olmak genellikle erkeklere tanımlı, son yıllarda kadın sürücülerin sayısındaki artış sebebi ile gerek günlük konuşma dilinde gerekse haber başlıklarında “Kadın Sürücü” olarak nitelendiriliyor.
Kısacası bir kaza haberi gördüğümüzde; asla “Erkek Sürücü” vurgusunu görmüyoruz.
Kadın sürücünün cinsiyeti daima belirtiliyor.
Neden sürücü denildiğinde direk erkek olduğu anlaşılıyor da konu kadına gelince “Kadın Sürücü” kalıbı kullanılıyor ki? Şahit oluyorum bu yakındığım durumdan birçok kişi rahatsız fakat görüldüğü üzere bu durum toplumsal olarak kabul haline gelinmiş işin kötü yanı ise bu durumu kimse kolay kolay değiştiremiyor.
Yukarıda da belirttiğim gibi, Dünya genelinde kadın sürücülerin sayısı git gide artış göstermekte ve TUİK’e göre Trafikte ölümlü, yaralanmalı kazalarda sürücülere yüzde olarak bakıldığında, yüzdenin çoğunluğunu “Erkek Sürücüler” oluşturuyor. Tabi bu hakikatleri beğenmeyerek
“Erkekler kaza yapıyorsa, kadınlar yüzündendir” diyenler oldukça fazla biliyoruz. Bu bir uydurma!
Anlayacağınız bu zihniyette ki insanlar olduğu sürece, kadınların trafikte araç sürmesi de insana eziyet olarak gelebilir. Bütün bunların önüne geçebilmek için olan bitene kulak vermemek en doğrusu olacaktır. Çünkü kadın sürücüler trafikte daha saygılı, daha dikkatli ve daha nazik.
O yüzden biz de bu zihniyette olan tüm “Erkek Sürücülere” kadın gibi kullan diyelim…













