Yaşadığımız dönemde insanların bir çoğunluğu için, hayatta başarılı olabilmenin tek yolu iyi bir eğitim almak ve seçkin okullardan yüksek derece ile mezun olmaktır. Evet, bu durum bizlere belirli kalıplar dâhilinde iş ve farklı imkânlar sunabilir.
Diploma sahibi olmak günümüz şartları için oldukça değerli bir kavramdır, olması gerekende budur.
Fakat hayat boyu öğrenme modelinde sadece akademik yeterlilik yetmiyor. Eğitim ve öğretimini tamamlamış hatta çok iyi bir eğitim seviyesine ulaşmış fakat bilgisini ve kalemini silahşor gibi kullanıp, insanlık duygularını köreltmiş çok sayıda insan bulunmakta.
Toplumumuz insanları çoğu zaman bitirdiği okulla orantılı olduğunu düşünüyor.
Bu durum benim görüş açıma doğru gelmiyor. Yeterli akademik seviyesine ulaşmış ama toplum içerisinde nasıl davranacağını, nasıl bir üslupla konuşacağını bilmeyen, bir başkasının hak ve hukuku onun için önemli olmayan egoist insanlara hepimiz şahit oluyoruzdur. En kötü insan davranışı okumuş ama ahlakları bozuk olanlardır. Böyle insanlara “okumuş tetikçiler” desek daha doğru bir tanım olur.
Başarıyı yakalamak için kişinin eğitim öğretim seviyesi yeterli olmuyor.
Öğrendiklerini topluma yakışır şekilde uygulamalı olarak göstermesi, bilgiden bilgi üretmesi en önemlisi başarı için çalışacak ruhuna, hayat amacına ve sağlam bir iradeye sahip olmalıdır.
“Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz.
Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek âlimler çıkabilir.” –Mustafa Kemal Atatürk













