Deprem sonrası enkazlar kaldırılacak, çöken binaların yerine yenisi inşa edilecek, maddi hasarlar bir şekilde giderilecek, peki insanların çöken psikolojileri, birilerinin bir daha eskisi gibi olmayacak olması, psikolojik enkaz ve manevi olarak ortaya çıkan hasarlar bütün bunlar dile kolay geliyor ama atlatılması epey güç isteyecek. Hayatta bazı şeyleri kaybedebiliriz, yitirebiliriz, elimizden uçup gidebilir, hissetmeyiz bile; Yalnızca bir veda makamı duyulur kulaklarımızda. Çevremizdeki her şeyin dönüşümü devam ediyor hiç bir şey mükemmel olmasa dahi güneş hala doğuyor ve batıyor. Gökyüzü yerinde. O yüzden bu hayatta uzun planlar kurmak yerine anı yakalayıp, akışta kalıp yaşamdan keyif almak en doğrusu olsa gerek.
Bu ülkede genelde beterin beteri var diyerek her türlü kötülüğe razı olmayı öğretip, normalleştiriliyor. Oysaki normalleştirmeye çalışılan olaylara aynı pencereden bakıp onaylamak gibi zorunluluğumuz olmadığı gibi, hiçbir şeyin kendimize duyduğumuz saygıdan daha mühim olmayacağının bilincindeyiz.
Geç idrak ettik bazı şeyleri; İnsanın doğasını, zamanın hızını ve hayatın çokta ciddiye alınmaması gerektiğini. Anı yaşayın, ölçülü davranın, ölçülü yaşayın sevin, sevilin dünyaya sevginizi verin. Sizler akıl sağlığınızı korumaya bakın. Daha iyi bir Dünyada görüşmek ümidiyle.














