“İyi bir şeyler olsun hayatımızda” diyor Didem Madak, Pul biber Mahallesi adlı eserinde. Aynı kitapta şu cümleye yer veriyor: “Beklemek üzerine felsefe kitabıydık, her şeyi bekliyoruz diyorduk; hayattan ne beklediğimizi soranlara.”
Çocukluğumuzdan beri büyüklerimiz bize, karşımızdaki kişilere bir iyilik yaparsak, aynı şeyi beklememiz gerektiğini ve bu şekilde ödüllendirilmiş olacağımızı öğrettiler. Bu yüzden toplumun büyük bir çoğunluğu, başkalarının onlara sunduklarımıza göre hareket etmesini bekliyorlar.
Bu, beklentilerin ise birinci sırada yer almasıyla bir sorun olarak ortaya çıkıyor.
Hepimiz, hayatın içindeki yerimizi ve hangi yöne gideceğimizi bilmek isteriz.
Bu gayet olağan bir durumdur. Fakat unutulan bir şey var ki, beklenti demek dert demektir.
Çünkü beklentiler, tüm kalp ağrılarının esas nedenidir.
Bundan dolayı beklentileri aşama aşama en aza indirebilmek önemli bir hedeftir.
Kısacası zincirlerinizi kırarak, beklentileri azaltarak ve her zaman aynı şekilde karşılık alamayacağımızı kabul ederek yaşamımızı sürdürmeliyiz.
Hayatta mutluluğun sizin elinizde olduğunu ve bu kaynağın sadece kendiniz olduğunuzun bilincinde yaşayın.
İşte o zaman hayat biraz olsun yaşamaya değer oluyor.














