Asgari ücret belirlendi, bugün de emeklinin maaş zammı belli olacak. Malumun ilamı yani. Daha maaşlar artmadan, marketlerde, orada, burada, şurada, kim ne bulduysa etiketleri yerinden hoplattı.
Oturuyoruz, kalkıyoruz son dönemde düğün değil bayram değil bu zamlar ve aşırı fiyat artışları nereden çıktı sorusuna, cevap bulunmaya çalışıyoruz. Aslında herkes, hepimiz olan-bitenin farkındayız. Bir tarafta enflasyon, hayat pahalılığı ve düşen alım gücü, öbür yanda fırsatçıların kıskacında yaşamak durumunda kalman vatandaş…
Ticaret Bakanlığı da olan bitenin farkında… Toptancı firmalar ve marketlere seri denetimler yoğunlaştırıldı.
Tabii bununla yetinilmedi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte belediye zabıtaları da gereğini yapmak adına vaziyet aldı.
Bana sorarsanız geç bile kalındı. Malum, Her dönemin “fırsat bu fırsat” diyen zebunküşleri biliyoruz.
Garibi gurebayı, fakiri fukarayı ezikleme adına kırk kılığa giren haramiler, elverişli durumu gördüğünde (bakınız salgın günleri) suni bir fiyat artışlarıyla servetine servet katma adına tiksindirici bir art niyetle karşımıza çıkıyor. Yapılan denetimler ve incelemeler gösterdi ki, hiçbir şey yokken, fiyatlar katlamış da katlamış. Hal böyle olunca, vicdansızların eli, bir lokma bir hırka felsefesiyle onurluca hayatını idame ettirmeye çalışan günahsız insanların cebinden hiç çıkmıyor!
Tamam, serbest piyasa ekonomisi…
Tamam, arz talep meselesi…
Bunları anladık da, bu serbestiden ‘biz önümüze geleni öperiz’ anlamı çıkaran hangi firma, kurum ya da kuruluş varsa-ki var, bedelini ödemelidir.
Zira burası Patagonya değildir…
Muz cumhuriyeti hiç değildir.
Bu tip ahlak yoksunlarına karşı denetim yetmez; yüzsüzlüklerinin ifşası da gerekir. Alenen afişe edilmeleri gerekir ki, herkes bilsin, tanısın ve deşifre olsun bu kalpazanlar…
Ne diyordu Ziya Paşa:
Nush ile uslanmayanın hakkı tekrir, tekrir ile uslanmayanın hakkı kötektir.













