Yılın tamamlanmasına sayılı günler kala, Türkiye'nin gündemi sarsıcı ve can sıkıcı. Yakın zaman dilimleri içinde art arda yaşanan operasyonlar, şike, bahis, düşen uçak, yerde-gökte bulunan İHA’lar filan derken, insanlar yoruldu ve ne olduğunu anlamaya çalışıyor bu ülkede.
Deyim yerindeyse, Türkiye'nin gündemi adeta bir fırtına gibi esiyor. Bir yanda futboldaki bahis ve şike skandalı futbol camiasını sarsıyor, diğer yanda Ankara'da Libya Genelkurmay Başkanı'nı taşıyan uçağın düşmesi yürekleri dağlıyor, üstüne bir de son haftalarda Karadeniz üzerinden gelen gizemli İHA'ların düşürülmesi veya düşmesi haberleri eklenince, vatandaş "Ne oluyor bize?" diye sormakta haklı. Öncelikle futboldan başlayalım. Yıl boyunca büyüyen bahis soruşturması, Aralık ayında yeni dalgalarla devam etti. Hakemlerden futbolculara, eski yöneticilere kadar uzanan gözaltılar –Lütfi Arıboğan, Ebru Köksal gibi isimler– futbolun kirli yüzünü bir kez daha ortaya serdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bile "Hayretler içerisindeyim" dediği bu skandal, milyonlarca lira kazanan sporcuların illegal bahise bulaşmasını anlamayı zorlaştırıyor. Belki de bu, uzun zamandır biriken çürümenin patlaması. Temiz futbol için gerekli bir operasyon mu, yoksa sporu daha da kutuplaştıran bir fırtına mı? Zaman gösterecek, ama güven erozyonu derin. Ardından, 23 Aralık'ta yaşanan trajedi: Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed el-Haddad ve heyeti taşıyan özel jet, Esenboğa'dan kalkıştan kısa süre sonra Haymana'da düştü. Teknik arıza mı, yoksa daha karanlık bir senaryo mu? Uçağın rotası, son seferleri Girit ve Malta üzerinden olması, bazı yorumcuları "mesaj" iddialarına yöneltti. Türkiye-Libya ilişkileri güçlenirken böyle bir kaza, tesadüf mü yoksa dış güçlerin oyunu mu? Soruşturma sürüyor ama can kaybı hepimizin ortak acısı. Bir de İHA meselesi var. Aralık ayında Karadeniz'den gelen bir İHA F-16'larımızca düşürüldü, ardından Kocaeli ve Balıkesir'de düşen parçalar bulundu. Bu yaşananlar Ukrayna-Rusya savaşının yansımaları mı, yoksa yeni bir tehdit mi, kim bilir… Elbette hava savunmamız teyakkuzda, ama bu olaylar vatandaşta ‘güvenli miyiz’ sorusunu sorduruyor. Tüm bunlar üst üste gelince, yıl sonu yorgunluğu daha da ağırlaşıyor. Ekonomi verileri açıklanırken, altın fiyatları konuşulurken, bir yandan da gibi manevi günler kapıda. Belki de ihtiyacımız olan, bu kaosun ortasında biraz durup düşünmek: Bu olaylar tesadüf mü, yoksa Türkiye’ye karşı bir baskı mı? Herkes bir şeyleri kendince yorumluyor, nee diyelim ki, biz yine de 2026'ya umutla girelim. Adalet, güvenlik ve temizlik için atılan adımlar da meyvesini versin… Adalet ve huzur diliyoruz, hepsi o…













