Bugün 2025’in son günü… Yarın artık 2026 diye tarih atmaya başlayacağız…
2026, gerçekten yeni bir başlangıç mı olacak, yoksa 2025'in yarım kalmış hikâyesinin devamı mı, işte tam olarak beyinlerde düğümlenen soru bu… Sokaktaki insanlarımızdan iş dünyasına, ekonomistlerden siyasetçilere kadar herkesin ortak nokta tam olarak burası…
Vatandaş yeni yıldan ne bekliyor ve daha önemlisi, ne beklemeli? Öncelikle, vatandaşın beklentilerine bakalım. Eğer karşımıza konulan anketlere bakarsanız, umutlar sınırlı, endişeler baskın. Yurdun dört bir yanından, Anadolu'nun kasabalarına kadar halkın büyük kısmı, 2026'nın 2025'ten daha zor geçeceğini düşünüyor. Enflasyonun hâlâ yüzde 30'ların üzerinde ve civarında seyretmesi, asgari ücretin açlık sınırının altında kalması, emeklilerin alım gücünün erimesi ve icra dosyalarının rekor seviyeye ulaşması, bu karamsarlığın temel nedenleri. Bir vatandaşın dediği gibi: Yeni yıldan beklentim aç kalmamak… Bir başa beklenti ekonominin düzelmeyeceği yönünde baskın bir anlayışın egemen olması.
Yıllar bazında biraz filmi sarıp geriye gittiğimizde umut olan piyango bileti alanların oranı bile yüzde14'lerde kalması dikkat çekici değil mi? Pek ala umutsuzluğa dair, bu beklentiler gerçeklerler örtüşüyor mu? Ekonomik verilere ve uluslararası öngörülere baktığımızda, kısmen evet. 2025'i yüzde 3-3,5 büyüme ile kapatıyoruz; bu, teknik olarak büyüme olsa da genç nüfusumuz için yetersiz ve işsizliği artırıcı. Enflasyon ise yüzde 31-32 seviyelerinde yıl sonunu buldu – resmi hedeflerin çok üstünde. 2026 adına iyimser uluslararası senaryoda büyüme 3,5-4,4 bandına çıkabilir (IMF, OECD ve JPMorgan tahminleri), enflasyon 20-25 aralığına gerileyebilir Ancak baz etkisinin ortadan kalkmasıyla risk yüksek; erken seçim söylentileri ise kazanımları riske atabilir. İş dünyası temsilcileri ise bir biçimde tedirginliğini dışa vuruyor. Yapısal reformlar, finansmana erişim kolaylığı ve reel faizlerin makul seviyelere inmesi en büyük talepler var. Dahasını da ifade etmek mümkün ama genel geçer vaziyet bu yönde.
İyi de arkadaş, vatandaş yeni yıldan ne beklemeli peki?
O zaman gerçekçi olalım: 2026 mucizevi bir yıl olmayacak. Enflasyon tek haneye inmediği sürece alım gücü tam toparlanmayacak, ücret artışları enflasyonun gerisinde kalacak. Ama umutsuzluğa kapılmayalım, enseyi da karartmayalım... Sonuçta, yeni yıl bir takvim değişikliğinden ibaret değil; bizim irademizle şekillenir. Vatandaş olarak beklememiz gereken: Daha adil gelir dağılımı, şeffaf politikalar ve yapısal reformlar, adalet, liyakat. Hükümetten ise sözde değil, eylemde istikrar. 2026'yı umut yılı yapmak bizim elimizde – yeter ki beklentilerimizi gerçekçilikle harmanlayalım, sesimizi yükseltelim ve birlikte çalışalım. Sağlıklı, huzurlu ve bereketli bir yıl diliyorum. 2026, hepimize hak ettiğimiz refahı getirsin.
Nasılsa umut fakirin ekmeği ye Memet, ye modundayız…
Mutlu yıllar herkese…













