Edebi edepsizden öğren derler, el hak doğrudur…
Edepsize bakarsın, edep ne anlama gelir, kendiliğinden ortaya çıkıverir…
Hz Mevlana da benzer ifadeler ile ahlak konusunu ders niteliğinde anlatır.
Kendisine, “Sen bu ahlakı kimden öğrendin” diye sorulduğunda, “Ahlaksızlardan öğrendim” der.
-Nasıl olur, ahlaksızdan ahlak mı öğrenilir, diye üstelenince de;
-Evet, öğrenilir… Onlar ne yaptıysa, tersini yaptım ve doğrusunu buldum, karşılığını verir…
Doğrunun kıymeti, yanlışın gölgesinde daha net ortaya çıkıyor.Bu fevkalade önemli bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
Kötülüğü, karaktersizliği ve dahi her türlü melaneti kendine rehber edinenlere bir bakın; say sırala bitmez aramızdalar… Ne kadar pespayelik ve aşağılık varsa hepsini aynı bünyede büründüren ve müptezelliği yaşam biçimi haline getiren tiplerin ortak özelliği de yavşak olmalarıdır. Yüzünüze her türlü yalakalığı yaparlar, arkanızdan da kuyunuzu kazarlar. Aslında kendisini akıllı sanan salaklardır bu modeller. Yalan ve riyayı hayat biçimi olarak içselleştiren, kişilik ve kimlik bozukluğunun yanında ucuz komplekslerine eşlik eden bayağılık cümleleri ile toplum içinde kendilerini ele verirler de kimse anlamaz histerisine kapılırlar bir de… Süne-kımıl zararlıları kadar hasar bırakır bunlar.
Ne yazık ki, aramızdalar…
Ne yazık ki aranızdalar…
Ve üzgünüm ama bunların iflah etme, ıslah olma gibi bir ihtimali yok; tıpkı kaplumbağa akrep hikâyesinde olduğu gibi: Huy bu…
Ve ahlaksıza da, edepsize de aslında yapacak hiçbir şey yok…
Yokmuş gibi davranın olsun, bitsin…
Bakın, Namık Kemal bu tipleri nasıl güzel anlatır:
Edepsizlikte tekleriz
Kimi görsek etekleriz
Hak’tan ümit bekleriz
Ne utanmaz köpekleriz
Hadi bakalım, kıssadan hisse size…