Yeni bir takvim sayfasına adım attığımız bu günlerde, Türkiye'nin önünde uzanan yol bizi nereye götürür, galiba ön ve en doğru soru bu. Geçtiğimiz yıllar, pandemi sonrası toparlanma, jeopolitik gerilimler ve ekonomik dalgalanmalarla dolu geçti.
Şimdi ise 2026, hem fırsatlar hem de zorluklarla dolu bir yıl olarak şekilleniyor. Hükümetin istikrar ve refah bütçesi olarak tanımladığı yeni dönem, enflas yonla mücadelede kritik bir eşik olacak. Ancak, bu yolun düz olmadığını, iç ve dış dinamiklerin karmaşıklığını göz ardı etmemek lazım kanımca.
O zaman ekonomi, siyaset, dış politika ve toplum sal hayat açısından bizleri nelerin beklediğimizi birlikte inceleyelim, çünkü her şeyin temelinde o var.
-Türkiye'nin orta vadeli ekonomik programının "en kritik yılı" olarak nitelendiriliyor.
-Hükümet, enflasyonu yüzde 16'ya düşürmeyi hedefliyor, 2025 sonunda yüzde 31 civarında olan oranın hızla gerilemesi bekleniyor.
-Büyüme ise OECD'nin tahminleriyle uyumlu.
-Bütçe gelirleri yüzde 30.5 artarak 16.27 trilyon TL'ye ulaşacak, deprem sonrası yeniden yapılanma ve sosyal konut projelerine önemli kaynak ayrılacak.
-Uluslararası kuruluşlar, Türkiye'nin büyüme tahminlerini yukarı revize ediyor; örneğin Fitch ve OECD, 2026 için olumlu sinyaller veriyor. Ancak, risksiz bir yıl olmayacak. Enflasyon resmi olarak düşse de, hayat pahalılığıyla aradaki makas açılabilir
– açlık ve yoksulluk sınırları yükselmeye devam edebilir. Yurtdışı kaynaklar, küre sel yavaşlamanın Türkiye'yi etkileyebileceğini uyarısında bulunuyor. Sanayicinin ciddi bir beklentisi söz konusu… Eğer döviz girişi ve ihracat artışı sağlanırsa, 2026 toparlanma yılı olur; aksi takdirde, sosyal sorunlar dâhil birçok problemler art arda sıralanabilir.
Siyasete gelince, 2026 Türkiye için "siyasi tasarım yılı" olabilir. Hükümet, ekonomiyi stabilize ederek desteği pekiştirmeye çalışacak, belki de anayasal değişikliklerle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden adaylığına zemin hazırlayacak gibi bir durumun karşımıza çıkması olası. Muhalefet cephesinde CHP lideri Özgür Özel'in erken seçim ısrarı devam edeceği aşikar. İkinci açılım süreci tartışmaları da tam gaz devam edecek. İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik davalar yoğunlaşabilir, bu da CHP'yi yoracak. Toplumda artan bir "adaletsizlik ve güvensizlik" hissi var; bu, hem iktidar hem muhalefet seçmenini etkileyecek, hiç kuşku yok ki Uzmanlar, 2026'nın kriz dolu ve çatışmalı geçeceğini öngörüyor ; katılırsınız, katılmazsınız ama uyarı bu yönde. İktidar adına da Erdoğan sonrası geçiş için iç konsolidasyon hızlanacak izlenimi karşımızda duruyor. Dış politika ise, 2026'nın en fırtınalı alanı olacak.
Suriye, Gazze, Rusya Ukrayna savaşları gündemi domine ede cek; barış diplomasisi devam etse de, İsrail ile çatışma riski bir durum söz konusu olmayı sürürecek. Bir de Yunanistan’ın silahlanmasını unutmamak lazım kanaatimce. Hayatın her alanında 2026, Türkiye'nin test yılı olmaya aday…
Lakin iç ve dış riskler malum olduğu üzere yük sek. Bindik bir alamete, hayırlara vesile…













