Yaz… Sadece bir mevsimden çok daha fazlası.
Güneşin içimizi ısıttığı, zamanın ağırlaştığı o eşsiz uzun günler.
Tatilin adını belki de en çok hak eden mevsimdir yaz.
Çocukluk yıllarınızın o çok özlenen yaz tatillerini anımsayın.
Ne telefon vardı, ne internet. Ama bolca muhabbet, paylaşım vardı.
Günümüzün yaz tatillerine gelecek olursak durum biraz farklı.
Köy’de geçirilen tatil yerini tatil köylerine bıraktı.
Deniz kenarı oteller tatillerde daha cazip gelmeye başladı.
Tamam, Anadolu insanına çok görmüyoruz tabi orası ayrı.
Ama sosyal medya paylaşımları ile gösteriş yapılması pek hoş değil.
Çünkü tatilin esas ruhu gösterişte değil, hissettirdiklerindedir.
Ayrı özgürlüklerin farklı yansımaları ile bu mümkün.
Hiç tanımadığınız bir şehirde kaybolmak gibi mesela.
Ayrıca yaz tatilini sadece bedenin dinlenmesi olarak düşünmemek gerek.
Ruhumuzunda dinlendirilmesi ve hatta iyileştirilmesi için elzem.
Kendi iç sesimizi duymak için fırsat oluşturmak adına bir o kadar önemli.
İşten, okuldan kimi sorumluluklardan uzaklaşıp kendi iç sesimize kulak vermeliyiz.
Yıldızlı bir gecenin sessizliğinde huzur bulmak yazın ruhunu yaşamaktır belki de.
Büyük küçük her yaştan insan için yaz, içindeki çocuğu özgür bırakma zamanıdır.
Gece geç saatlere kadar oturmak, kahvaltıyı öğleye bırakmak bir başkadır bu mevsimde.
Anlayacağımız yaz sadece bir mevsimden çok daha ötesidir.
Yaşanacak anılar, dinlenecek ruhlar ve keşfedilecek güzellikler ile geçecek dolu dolu bir zaman dilimi olmakla birlikte “an”ı yaşama adımıdır.
İçinde bulunduğumuz bu güzide mevsimde diğer mevsimler gibi gelip geçecek.
Ama o tatil günlerinde yaşanan anılar kalacak tatilin ruhu yıl boyu hissedilecek.
Yazın o sıcak ruhunu yıl boyu hissedeceğiniz nice güzel yazlara…













