Hepimiz biliyoruz, şehir hayatı yorucu.
Gürültü, trafik, telaş…
Bazen nefes almak için bile bir köşeye kaçmak istiyoruz.
İşte o köşe çoğu zaman bir park oluyor.
Park dediğin sadece birkaç ağaç, birkaç bank değildir aslında.
Çocuğun salıncakta kahkahası, yaşlının gölgede gazetesi, gençlerin çimenlere uzanıp hayal kurmasıdır.
Sabah yürüyüşüne çıkanın enerjisi, akşam işten yorgun dönenin huzur molasıdır.
Parkların bir başka güzelliği de insanları bir araya getirmesidir.
Yan yana yürüyen komşular, bisiklete binen çocuklar, top koşturan gençler…
Kısacası, şehrin ortasında küçük bir mahalle havası estirir parklar.
Ama gelin görün ki çoğu yerde parklar bakımsız.
Çim kupkuru, bank kırık, ışıklar yanmıyor.
Böyle olunca insanlar parktan uzaklaşıyor.
Oysa biraz özen gösterilse, şehirde herkesin uğramak istediği keyifli alanlara dönüşebilirler.
Unutmayalım, park lüks değil, ihtiyaç.
Şehrin gürültüsünde nefes almak istiyorsak, bu yeşil köşelere sahip çıkmalıyız.
Çünkü bir çocuğun kahkahası, bir ağacın gölgesi, bir bankta oturup dalıp gitmek…
Hepsi hayatın küçük ama en güzel mutluluklarıdır.













