Ramazan ayına çok az kaldı.
Şehirlerin sokaklarında, evlerin mutfaklarında, çarşı pazarın telaşında o tanıdık hareketlilik başladı.
Raflar daha hızlı doluyor, iftar menüleri planlanıyor, sahur alışverişleri listelere yazılıyor.
Ama Ramazan, yalnızca sofraların değil; gönüllerin, zihinlerin ve kalplerin de hazırlandığı bir zaman dilimi.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan öncesi hazırlıklar hız kazandı.
Belediyeler iftar çadırları için hazırlık yapıyor, vakıflar ve dernekler yardım kampanyalarını duyuruyor, aileler evlerinde Ramazan düzenine geçmenin planlarını yapıyor.
Bir ay boyunca değişecek günlük hayatın provası adeta şimdiden başlamış durumda.
Ramazan, bir takvim yaprağından ibaret değil.
O, paylaşmanın, sabrın ve merhametin yoğunlaştığı bir iklimdir.
Bir lokmayı bölüşmenin, bir selamı çoğaltmanın, bir gönle dokunmanın en anlamlı zamanıdır.
Bu yüzden Ramazan’a hazırlanmak, sadece alışveriş listeleri yapmakla sınırlı kalmamalı; kırgınlıkları onarmak, küskünlükleri bitirmek, kalpleri arındırmakla da tamamlanmalı.
Günümüz dünyasında hız, tüketim ve telaş hayatın merkezine yerleşmişken, Ramazan adeta bir durak, bir nefes alma molasıdır.
İnsana “yavaşla, düşün, paylaş” diyen bir çağrıdır.
Bu çağrıya kulak vermek, belki de yılın en önemli hazırlığıdır.
Ramazan’a kısa bir süre kala yapılan hazırlıklar, aslında bir ayın değil; bir bilinç değişiminin habercisidir.
Dileriz bu Ramazan, sadece sofralarımızı değil, ruhlarımızı da bereketlendiren bir zaman olur.













