Mardin Nusaybin’de önceki gün yaşanan Türk bayrağı provokasyonu, aslında yeni bir olay değil; sadece eski bir niyetin yeni bir tezahürüydü.
Ay-yıldızlı bayrağa uzanan eller, bir kez daha bu milletin sinir uçlarına dokundu.
Şunu açıkça söylemek gerekir:
Bayrak indirmek bir protesto değildir.
Bayrak indirmek, devletle, milletle ve ortak değerlerle açık bir hesaplaşmadır.
Bu ülke, düşünce açıklamaya da itiraza da protestoya da alan tanır.
Ancak bu özgürlüklerin sınırı, milletin kutsallarına saldırı noktasında biter.
Çünkü bayrak; siyasi görüşlerin, ideolojik hesapların üstünde bir değerdir.
Onu hedef almak, toplumsal barışı dinamitlemektir.
Nusaybin’de yaşanan olay bir “anlık öfke” değil, bilinçli bir provokasyondur.
Zamanlaması, yeri ve yöntemiyle toplumsal fay hatlarını yoklama girişimidir.
Ama bilinmelidir ki bu millet, benzer senaryoları daha önce de gördü.
Ve her seferinde sağduyusuyla, birlik refleksiyle bu oyunları bozdu.
Devletin ve güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesi önemlidir; ancak asıl önemli olan toplumun ortak duruşudur.
Bu bayrak, doğusu batısı, güneyi kuzeyiyle hepimizin bayrağıdır.
Kimliğimizin, egemenliğimizin ve bağımsızlığımızın sembolüdür.
Bugün yapılması gereken; provokasyonun peşine takılmak değil, bayrağın etrafında daha sık kenetlenmektir.
Çünkü bayrağa uzanan her el, karşısında sadece devleti değil, 85 milyonun ortak vicdanını bulur.
Unutulmasın:
Bu topraklarda bayrak asla inmez.













