Yeni yıl yaklaşırken takvimden önce planlar kabarıyor.
Henüz 31 Aralık gelmeden herkes 1 Ocak sabahına çoktan yerleşmiş durumda.
Kimi nerede olacağını, kiminle olacağını, hatta hangi duyguyla gireceğini bile planlıyor.
Çünkü yeni yıl, sadece bir gece değil; doğru kutlanırsa bütün yılı kurtaracak sanıyoruz.
Kimi aylar öncesinden mekân ayarlıyor, “rezervasyon bulamadık” cümlesini bir toplumsal travmaya dönüştürüyor.
Kimi evde kutlamaya karar veriyor ama bu kararın bile ciddi bir organizasyon gerektirdiğini geç fark ediyor.
“Sade bir gece” diye başlayan plan, üç çeşit meze, iki playlist ve bir tartışmayla tamamlanıyor.
Yurt dışı planı yapanlar var; yeni yılı başka bir ülkede karşılayınca hayatın da pasaport kontrolünden geçeceğine inanıyorlar.
Pijamayla girenler ise bunun bir tercih olduğunu özellikle vurguluyor.
Çünkü yeni yılda bile insan, başkalarının beklentisinden kaçamıyor.
Asıl mesele nerede olduğumuz değil, ne umduğumuz.
Yeni yıla girerken herkes biraz daha mutlu, biraz daha huzurlu olmayı planlıyor.
Saat 00.00’da geri sayım ile kutlama yaparlen, aslında zamana değil kendimize söz veriyoruz.
Çoğu tutulmayacak, bazıları unutulacak; ama o an inanmak iyi geliyor.
Belki de bu yüzden plan yapıyoruz.
Hayatın düzensizliğine karşı küçük bir düzen kurmak için.
Yeni yıl geliyor; planlar yapılır, geceler geçer.
Ertesi gün yine aynı hayat bizi bekler.
Ama bir gece olsun, her şeyin değişebileceğine inanmak fena fikir değil.













