10 Ocak…
Takvim yaprağında sıradan bir gün gibi durur ama haberin peşinde koşanlar için anlamı büyüktür.
Bugün, çalışan gazetecilerin günü.
Yani gecesi gündüzü olmayan, bayramda da afette de sokakta olanların günü.
Gazeteci; sıcak bir ofisten değil, çoğu zaman soğuk kaldırımlardan, kalabalık adliyelerden, sisli meydanlardan seslenir okura.
Bir cümlelik haber için saatlerce bekler, bir fotoğraf için yağmur altında ıslanır.
Yazdıkları alkış da alır, tepki de…
Ama asıl derdi, gerçeğin kendisidir.
Basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil, toplumun nefes borusudur.
O boru daraldığında, sadece kalemler değil, demokrasi de zorlanır.
Bugün hâlâ düşük ücretlerle, güvencesiz şartlarda, baskı ve tehdit altında çalışan meslektaşlarımız var.
Buna rağmen haber yazmaktan vazgeçmiyorlarsa, bu mesleğin vicdanla yapıldığının kanıtıdır.
10 Ocak, bir kutlamadan çok bir hatırlatmadır aslında.
Gazeteciliğin değerini, emeğini ve sorumluluğunu hatırlatma günü…
Kalemiyle kamuoyunun hafızasını tutan, sesi kısılanların sesi olmaya çalışan tüm gazetecilerin günü kutlu olsun.
Ve unutmayalım:
Gazeteciler sustuğunda, toplum karanlıkta kalır.
Nice 10 Ocaklara...













