Bugün Ramazan’ın ilk günü…
Takvim yaprakları bir ayın daha değil, bir iklimin değiştiğini haber veriyor.
Sokaklarda telaş, evlerde sahur hazırlığı, camilerde mahzun ama umutlu bir kalabalık…
Ramazan, her yıl geldiğinde yalnız sofralarımızı değil, kalplerimizi de yeniden kurar.
Ramazan, sadece aç kalmak değildir.
Açlığın, yokluğun, paylaşmanın ne demek olduğunu yeniden hatırlamaktır.
Gün boyu susuzluğun ve sabrın iç içe geçtiği saatler, akşam ezanıyla birlikte bir şükür cümlesine dönüşür.
Bir hurma tanesi, bir bardak su, bir lokma ekmek; hepsi nimetin değerini yeniden öğretir.
Bu ay, hız çağında yavaşlamanın adıdır.
Sosyal medyanın, gündemin, tartışmaların gürültüsünden bir adım geri çekilip iç sesimizi dinleme fırsatıdır.
Kırgınlıkları onarma, dargınlıkları bitirme, komşuya, yoksula, yetime uzanan bir el olma zamanıdır.
Ramazan, bir toplumun vicdanının tazelendiği aydır.
İftar sofralarında yan yana gelen insanlar, aslında aynı kaderin ve aynı duanın parçası olduklarını yeniden fark eder.
Zenginle fakirin, güçlüyle zayıfın aynı vakitte aynı duaya “amin” dediği nadir zamanlardandır.
Bugün Ramazan başladı.
Belki biraz daha sabırlı, biraz daha merhametli, biraz daha insani olmanın tam zamanıdır.
Bu ay geçip gidecek ama bıraktığı iz kalıcı olmalı.
Hoş geldin Ramazan…
Bereketinle, huzurunla, rahmetinle geldin.













